|
Vicdandan aldık darbeyi
Ali Şen, Adnan Polat, Mehmet Ali Yılmaz üçlüsüne
kafi müddetle tahammül göstererek futbol âlemine karşı mesuliyetlerimi
gayet şık bir şekilde yerine getirmiş bulunduğuma kanaat getirip
zapladım. Zaplamaz olaydım. Evvelâ birtakım çatılarda maskeli
ve tüfekli, üniformalı şahıslar gördüm, peşinden yerde olabildiğince
çamurlara bulandırılarak nakledilen kimseler. O arada altı
kişi ölmüş. Bunu, Bülent beyin her gün, sizi bilmem ama bana
ebedî gibi görünen bir sükunet içerisinde gelip gittiği binanın
önünde kendini ateşe vermeye kalkan ve fakat yaka paça götürülürken
sesi dahi çıkmayan zira gırtlağını ve sesini mâlûm hastalığa
kurban vermiş gariban takip etti.
ınanınız, bendeniz merkezdeki nazik şahıslar
tarafından sizin azıcık yüzünüzü güldürmek ve bu arada memleketin
bazı meselelerine temas etmekle vazifelendirilmiş ve bu vazifede
muvaffak olabildiğim ölçüde de memnuniyet duyan bir kardeşinizim.
Fakat kardeşim, maç geyikleri münasebetiyle kahvecimiz Bekir'in
seçkin bir gece tarifesiyle geç saatlere kadar uzattığı mesaisine
eşlik ederken, Bekir yerlere şırıl şırıl sular döker, ufaklık
onları süpürürken, şu yufka kardeşinizin yanaklarından süzülen
damlalar koca kahvenin bir günlük hikâyesinin süpürgelerin
ucunda kaldırım üstüne yayılan birikintilerine karışmış geceye
doğru benden uzaklaşırken...
Hani, Fatih Terim hadisesinin tantanasını
bile yapamadık adam gibi. ıstelik, tam haberi almışız, o arada
kimin parmağı çarptıysa, durmadan filmler gösteren güzide
kanalımızın reklam kuşağına toslayıp o dakika mafyamsı musiki
eşliğinde ağır ağır açılan demir kapılar, şato bahçeleri ve
dahi siyah mercedesli falan Fatih Telsim reklamı çıkmasın
mı? En nazik şahısların bile bıyık altından tövbe diyeceği
bir tesadüf meydana gelmiş şurada; giremedik olaya.
Nereye giriyorsun hüngür şakır?
Yok, ben doğru dürüst yazımı yazacağım. Bunu
saymayın. Sadece bir not mahiyetinde gönderiyorum. Siz siz
olun, gece vakti başınıza ne geleceğini bilmeden oradan oraya
zaplamayın. Adam vücudunun derinliklerinden "açım açım" diye
fısıldıyor ve fakat haykırıyormuş gibi oluyor ve fakat bu
esnada kravat ceket irikıyım koruma erbabı kendisinin ağzını
kapamaya çalışıyor. Az evvel insanlar çamurların içerisinde...
Ben aldım şahsen ağzımın payını. Bekir'e
de dedim ki: Ne tutuyorsun lan bizi bu saatte hâlâ burada?
Haydi, tuttun, niye bırakıyorsun kumandayı ortalıkta? Haydi
bıraktın, biz de zapladık, niye derhal mani olmuyorsun? O
da dedi ki: Birader, eve gitsen açmayacak mıydın âleti?
Ne bileyim ben! Bilsem açar mıyım... Hem
o kanalı mı açacağım bakalım?
Onlarınki de iş; televizyoncularınki! Koy
iki Seda Sayan, bir Deniz Akkaya falan. Hatun jübile yapmış,
ötekiler bok atmış, malzeme de var... Koy, biz de takılmayıp
geçelim. Niye dayıyorsun bizi vicdan derinliklerinde bedava
bisiklet bulmuş turlar vaziyete sokan insancıkları gecenin
o saatinde suratımıza? Kendi gözyaşımızda kayıp düşüyoruz
işte. Rüyamızda simit alıyoruz, o da boğazımızda na böyle
tıkanıp kalıyor artık...
|