|
Zaten dar geliyordu sana buralar
Hani böbürlenmek gibi olmasın,
lâkin ben bu hususu ne zamandır tesbit etmiştim,
fakat bizim orada bununla ilgilenen yok, bu bakımdan
alenen ifade etmek kısmet olmadı. Fakat baktım,
bizim merkezdeki arkadaşlar eksik olmasınlar arasıra
şey yapıyorlar bu hususta, e, benim de edecek iki
çift lafım var madem, o vakit, fırsat da düşmüş,
giriyorum mevzua.
Ben bu basın camiasının mürekkebini
yutmuş bir kulunuz değilim, biliyorsunuz. Bu mürekkep
yutmanın mânâsını hernekadar şimdiye
kadar çözmeye muvaffak olamadıysam da, âdetten
olduğunu idrak etmiş bulunduğumdan bu şekilde
ifade ediyorum. Küçükken bir defa amcam kartvizit
basan bir dostunun matbaasına götürmüştü
beni de yanında, orada yutulacak bol bol mürekkep
vardı. Lâkin şimdi reklamlarda falan gazete
binalarını gösteriyorlar, ortada mürekkep
göremiyorum. Fakat meselâ buraların kalburüstü
şahıslarının belki de akşamüstü
bir tepsiyle odalarına getirttiğini filan düşünebiliriz.
Her neyse, mürekkebe takılmayalım.
Bendeniz bilhassa Hürriyet gazetesinin yönetmeni
olan şahsa karşı bir çeşit özel
alâka beslemeye başlayalı epey oluyor. Niyedir
diye didiklemeyin. Esasen, bizim aramızda adama yazık
olduğuna kâni olduğumdan. Meselâ aynada
suratımı gördüğümde, "ulan
yine bıyıkları kesmedik, adama da ayıp
oluyor" gibisinden geçiriyorum içimden.
Fakat şüphesiz mesele bıyıktan
ibaret değil. Hani ben tam kahvede masaya monitörü,
printırı falan iliştirirken kendisinin aslında
gazeteci değil işadamı olduğunu filan
söylediğini işitmiş ve pek hayret etmiştim.
Lafını edecek olduğumda bir-iki arkadaş,
"Haydi, Suntur, yaşadın sen de, gazetecilik
dediğin madem böyle işadamlığıymış"
falan diye sırt sıvazlayıp, işi "ileride
cebin para tutunca bizi de görürsün"e
falan getirmişlerdi de...
Dolayısıyla ben şahsın
gazetecilik meseleleri arasında hebâ olup gidebileceği
endişesine kapılmıştım.
Fakat mesele bundan da ibaret değildi.
Kendisi, işadamlığı da yapsa, netice itibarıyla
bu memlekette yapmaktadır. Halbuki kendisinin ufku böyle
bizim gibi, anca Beşiktaş kapalısına girip
de maç başlayana kadar oradan gökleri mökleri
seyredenlerinki gibi mahdut ve mütevazı değil.
Şimdi ikiz kuleler de yıkıldığına
göre kendisinin ufkunda epeyce bir açıklık
da meydana gelmiş olmalı ilâveten. Fakat belki
de onları kerteriz alıyordu, o zaman geçici
bir şaşalama olmuştur, fakat herhalde bunu
da kısa zamanda halletmiştir.
Şimdi Hürriyet gazetesinde,
şu milletlerin memleketlerin itibarına notlar veren
müesseselerden birinin Hürriyet müessesesine
pek güzel not verdiğini okumuş bulunmaktayım.
Üstelik bu not, memleket olarak alabildiğimiz puandan
daha yukarıdaymış. Bilhassa krizi pek kıyak
idare ettiği için adamlar Hürriyet'e bu puanı
layık görmüşler.
"Hürriyet yönetimi zor piyasa
koşullarına rağmen masrafları kısma
yönünde önemli adımlar attı"
falan demiş adamlar. Zaten şahıs da işçi
çıkararak kahraman olunabileceğini izah etmişti
bize geçenlerde. Derin alâka ve dikkatle okumuştum.
Ve Osman abinin, "Bak Suntur, bankonun öbür
tarafından oturan hiçbir vakit seninle aynı
saatte acıkmaz," deyişini hatırlamıştım.
Şimdi bu adamlar da Hürriyet'e
böyle puan vermişler ya, bu da gösteriyor ki
şahıs aramızda harcanmaktadır. Zira memleket
olarak alınan puan, müessese olarak alınan
puana bir sınır da çekiyormuş. Yani Cimbom'un
yanına Kartal falan da katılamadığı
için bir sonraki sene altı değil de beş
takım katılıyor ya UEFA'ya, onun gibi. Sen
yeniyorsun yeniyorsun, yanındakiler yenemeyince sen de
puandan oluyorsun gibi hani...
Şimdi, şahıs puanı
zaten yüksek olan bir memlekette olsa, diyelim iki adam
attı, yazacak iki puanı. Fakat burada kendi haricinde
herkesi atsa alabileceği puan belli. Onu aşamıyor.
E bu vaziyette gidip kıymetinin bilineceği
bir yerde faaliyet gösterse, bunun herkes açısından
pek faydalı olacağını düşündüm
kendi kendime. Şahsa ulaşma imkânım bulunmadığından
burada yazarsam belki haberi olur ümidindeyim. Kimbilir,
belki birileri buralarda yazılan çizileni okuyup
akşamüstü tepsiyle o odalara götürüyordur.
Fakat böyle olsa bile asla çıkıp "okudum"
demeyeceklerinden bilemeyeceğiz tabiî. Bu mühim
değil ama. Zira hizmet için bir halt ediyorsan,
reklam veyahut takdir beklemeyeceksin. İyilik yap denize
at.
Ben şahsen kendisi böyle bir gariban
memlekette Hürriyet gazetesini idare etmektense pekâlâ
daha yüksek mevkilerde bulunabileceğinden eminim.
Nitekim bize puan veren adamlar da bunun farkında belli
ki. Memleketi koymuşlar bir tarafa, şahsın
müessesesini öbür tarafa, ona daha fazla puan
vermişler.
Bunlar büyük işler, biliyorum.
Bizi aşan işler. Şimdi Osman abinin haberi
olursa bu yazıdan, bozuk atacak bana. Haddimi bilmemi
hatırlatacak.
Şimdi, Osman abi deyince... yengenin
kahvesinin kokusu geldi burnuma. Ulan insan özler kahveyi
mahveyi be...
|