|
Beylerle paşaların koz olayı
Hadiseler benim gibi kahve köşesi yorumcularının
aklının erebileceği ebatları hayli geride bırakmış bulunmaktadır.
ışin kötüsü, artık televizyonlarda da hiç değilse seyrettiğimiz
müddet içerisinde bize birşeyleri izah ediyorlar intibaı veren
takım elbiseli zevatın biraraya toplanıp yaptığı sıra gecesi
muhabbetleri azalmıştır. Gazetelerde akıllar fikirler yürütenlerin
neyi ne için yürüttüğü hepten belirsizdir. Kim neyi yürütmek
için hangi aklı yürütmektedir? Bu suali ısrarla, mütemadiyen
sormama rağmen cevap alamamaktayım. Kime soruyorsun, derseniz,
size Osman abi dahil, tanıdığım cümle aklı başında insanları
bu mevzuda sıkboğaz ettiğimi söyleyebilirim.
Lâkin onlar da suratıma boş boş bakmaktadır
ve Osman abi böyle durumlarda, daha evvelden hiç görmediğimiz
sûrette, kaçamak cihetine gitmektedir. Evvelâ sualimi duymazlıktan
gelmekte, bilahare yerinde kıpırdanmakta, bir ayağını altına
alıp sonra yeniden yere salmakta ve hemen arkasından yengeden
bir kahve daha istemektedir. Son gittiğimde yedinci kahvede
yenge artık şarladı. Benim mide de sinyal vermeye başlamıştı
o esnada. Ayrıyeten gazetelerde bu mevzulardaki muhabbet,
bizim kahvedekine rahmet okutacak seviyededir.
Aslında hepimizin beynini son hücresine kadar
bulandıran hadise, her rauntta azıcık daha köşesine sıkışan
Mesut beyin birdenbire nasıl celâllenip de jandarma mandarma
kim gelirse yiyebilmesidir. O albayları nasıl attırdı öyle
oralara? Tantan beyi nasıl, gözünü kırpmadan, kirlettiği kız
ayaklarına kapandığı halde kirpiği oynamayan Önder Somer edâsıylan...
Şimdi, tamam, Hüsam bey geri çekti kendini. Fazla hedef olmuştu,
onu akıl etmiştir tabiî. Fakat Talat bey çıktı ortaya, Cumhur
bey esirgenip bağışlanamadı. Bu esnada Kemal beye meydanı
boş bırakmayacaklarını söyleme yarışına giren beyler görüldü.
Bu beylerin arasına ansızın Yüksel bey karıştı. Kendisi Mesut
beyden habersiz çorbasına başlamayan bir kimse olarak bilinmekteyken
bu nasıl bir kontrataktı? Neydi lüzumu? Kemal bey slalom halinde
kaymaktayken bir yanda, Mesut bey, bir tokat Talat beye, iki
yumruk jandarmaya...Ve peşinden Sadettin beye fotoğrafı bizzat
gazetelerde çıkan bir yumuşak kroşe ardından göbekten aparkat...
Tabiî bütün bu beyler ortalıkta cirit atarken
paşaların hadiselere hiç karışmaması hepimizin dikkatini çekti.
Şimdi, neme lâzım, ortada oldukları zaman daha rahat ediyoruz.
Şimdi, bir tarafa Mesut beyi koyuyorsun.
Turgut beyi var, Cumhur beyi var, onda bu beylerden çok var.
Öbür tarafta, höt diyor, herkes peki diyor. Paşalar beylerin
operasyonlarına eyvallah diyor. Nasıl oluyor?
Kimisi diyor ki, Mesut beyin Turgut beyi
var, ama Şenkal beyi de var. Paşaların da Talat beyi, Sadettin
beyi vardı, lâkin jandarması da var. Şimdi Turgut bey bir
tarafta jandarma öbür tarafta olunca nasıl bir el cereyan
edecektir? Kimin kağıdı öbürününkinden büyüktür?
Ve, yahu, hiç değilse şu belli olsa, azıcık
takip etmek mümkün olacak: koz nedir, koz!?
|