G.SARAY KONGRESİ VE KİRLİ SAVAŞ

ALTAYLI'NIN MESAJI
"Kininiz
her şeyin
önüne geçmiş"

 

Ayıp ettiğinizin herhalde farkındasınız.
Kininiz herşeyin önüne geçmiş.
Artık utanmadan Uzanları savunacak hale geldiniz.
Bravo.
Birisi bu adamlar hakkında yazmaya başladı diyip, teşekkür edeceğinize, kirli savaş diyorsunuz.
Oysa ben Galatasaray'ı bunlardan korumak için onca işim arasında hiç istemediğim halde bu işi kabul ettim.
Eleştirdiğiniz haberin içine bakın.
Doğru mu, değil mi?
Sonra da yüreğiniz yetiyorsa haber olarak kullanın.

Hürriyet'in Uzan'lar haberi
gazetecilik mi, "kirli savaş" mı?

Peki Fatih Altaylı, tartışalım...

 

Hürriyet yazarı, Galatasaray'ın yeni yöneticisi Fatih Altaylı'nın eleştirisini cevaplamaya, eleştirdiği yazıdan bir paragraf aktararak başlamak istiyorum:

"...Bu' savaş', anladık, ama niye 'kirli', diye takılanlarınız olabilir. Sizce şu durum 'temiz' midir? Türkiye'nin 'büyük gazete'si Hürriyet, Uzan'ların işleri ve bunları nasıl yürüttükleri hakkında Galatasaray kongresi sabahına kadar tamamen bilgisiz midir? Uzan'ları, üç kuruşu biraraya getirip açtıkları büfede geçimini sağlamaya çalışan bir ailenin fertleri mi sanmaktadır? Galatasaray'ın yeni yönetim kurulu üyesi Fatih Altaylı'nın ön-ayak olduğu cepheden saldırıda Hürriyet, Uzan'ların hangi borçları ödemediğine, bu yüzden yabancı partnerleriyle ilişkilerinde nasıl pürüzler doğduğuna dair bir sürü bilgi veriyor. Herhalde bunlar da bugüne kadar sırdı Hürriyet'çiler için..."

Demek istediğim açık, ama derdimi Fatih Altaylı'ya bile anlatamamış olduğum anlaşıldığından, kısaca şöyle toparlayayım:

Hürriyet, Uzan ailesi ile ilgili bir haber yaptı. Hem de manşetlik. Uzan ailesi, hakkında bu tür haberlerden manşetlik diziler yapılabilecek bir aile olarak tanınıyor. (Motorola, Nokia mevzularını ben 17 Temmuz'da Hürriyet'ten öğrendim. Akşam kahvede lafını ettim. Cep telefonu kullananlar zaten biliyordu.) Biz sıradan insanların bu konuda üç kuruşluk bilgisi varsa, Fatih Altaylı veya Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök gibi, medyanın tepelerinde yeralanlar muhtemelen ansiklopedi yazabilecek kadar bilgi sahibidir.

Hürriyet'in tutumunu "kirli savaş" kapsamına almayı gerektiren hayatî soru şudur: Peki, biz Uzan'larla ilgili son doğru dürüst haberi Hürriyet'te ne zaman gördük?

Cem Uzan, para tehdidiyle Galatasaray başkanlığına sahip olmak istedi, olamadı. Kongrenin hemen ertesi günü, Star gazetesinde, yeni yönetimi yıpratmak ve özellikle kendisine muhtaç göstermek için uzun soluklu bir kampanyaya girişeceğini belli etti. Bunun gayet "kirli" bir savaş tarzında yürütüleceği bence açıktı. Zaten tâbiri de bu yüzden kullanmaya başlamıştım.

Koskoca Galatasaray camiasını ve özellikle milyonlarca taraftarı doğrudan karşısına almamak için Uzan dikkatli davranmak zorundaydı. Şimdilik sadece para meselesinden tutturdu, bu tavrı sürdürüyor.

Ancak, 17 Temmuz'da, beklenmedik bir şekilde, Hürriyet Uzan'larla ilgili tam teşkilâtlı bir skandaldan haberdar etti bizi.

Haberin, sahiden manşetlik haber olduğu için değil, Galatasaray'daki iktidar savaşında bir hamle mahiyetinde sayfaya konduğundan emin olduğum için, bunu "kirli savaş"ın unsuru saydım. Çünkü gazeteciliği bu mesleğin evrensel ilkelerine ve ölçülerine dayanarak yapmaz ve bambaşka amaçlar için kullanırsanız, en hafifinden "kirletmiş" olursunuz.

Altaylı'nın mektubu - "yürek" olayına girmesek...

Şimdi Fatih Altaylı'nın bizi eleştirirken araya sıkıştırdığı ciddî suçlamaları ele alalım.

Şöyle diyor Altaylı: "Kininiz her şeyin önüne geçmiş."

Hangi kinimiz? Neye kinimiz? Bizim, olabildiğince gazeteciliğin nesnel ilkelerini gözeterek yapmaya çalıştığımız değerlendirmelere göre doğru, haklı bir yazı yazdığı veya tavır aldığı zaman övdüğümüz, "alkış" başlığı altında takdir ettiğimiz Altaylı veya Hürriyet gazetesine mi? Niçin kin tutalım? Medyakronik arşivine şöyle bir göz atan, en sert eleştirileri yaptığımız insanların güzel işlerini hiç çekinmeden övebildiğimizi tesbit edecektir. Bu sitenin kin, intikam vs. duygularıyla yürütülmesi mümkün değil ki. Böyle davransaydık şimdi Altaylı da bizi ciddiye alıp eleştiri mektubu yollamazdı.

Altaylı'nın ikinci iddiası, "utanmadan Uzan'ları savunacak hale gelmiş" olmamız. Buna cevap verip sizi de okumaya zorlayarak vaktinizi almayayım. Sadece, Fatih Altaylı'nın, kızdığı zaman dikkatinin dağıldığından şüphelendiğimi belirteyim. Medyakronik'i "Uzan'ları savunmak" ile suçlamak... Ne diyeyim...

Altaylı sonra, eleştirdiğimiz haberin "içine bakmamızı" istiyor. Doğru mu değil mi, diye. Haberin doğruluğu-yanlışlığıyla ilgili tek söz etmedim ki. Doğru kabul ettim. Şu anda da öyle kabul ediyorum. Altaylı'nın göremediği şu: Haberin doğruluğu benim iddiamı güçlendiriyor. Çünkü, Uzan Galatasaray'ı ele geçirmeye kalkmasa biz bu haberi hiçbir zaman öğrenemeyecektik. Şimdi ben de Altaylı'ya sorabilirim herhalde: Yalan mı?

"Birisi bu adamlar hakkında yazmaya başladı deyip, teşekkür edeceğinize, kirli savaş diyorsunuz," diyor Altaylı. ışte bu güzel. Gazete okurları olarak "başladı" sözünü vaat kabul ediyoruz. Ortada Galatasaray kavgaları falan kalmadığında da Hürriyet Uzan'lar ile ilgili gerçekleri sadece haber olduğu için yazacaksa, en çok biz seviniriz.

Son olarak, şu "yüreğiniz yetiyorsa" meselesine ilişmeden edemeyeceğim. Kişisel olarak Altaylı belki benden çok daha cesur bir insandır; bilemem. Ama bulunduğumuz pozisyon maalesef benim "yüreğimi" daha özgür kılıyor. Ben de şimdiye kadar herhangi bir şeye yetmediğini görmedim. Altaylı'nın orada, benim burada bulunmamızın yürek, ciğer, mide falan gibi iç organlarımızla ilişkisi var mıdır, onu da bilemem.

Ayrıca, "yüreğin yetmesi"nden ne anlıyoruz diye sormak isterim. Uzan ailesinin peşine detektiflerin takıldığını manşet yaparken, yanına konan fotoğrafın altına Hakan Uzan'ın yatının "FB bayraklı" olduğunu sıkıştırmayı falan mı meselâ?

***

BUNLAR OLURKEN UZAN'LAR NE YAPMAKTAYDI?
Star'dan utangaç hamleler

Star gazetesi, Hürriyet'in dün Uzan ailesine bodoslama saldırmasına karşılık vermedi. Bunun yerine, Galatasaray camiasına yönelik psikolojik savaşı sürdürmeyi yeğledi. O da pek utangaç bir şekilde. Spor sayfasındaki bir haberin başlığı, "Aslan'da iki olay!"dı. Kaleci Mondragon durduk yerde sakatlanmış, Vedat'la Arif kavga etmiş. Bunun altında, Lucescu'nun parasızlık yüzünden takıma takviye yapılamadığını "itiraf" ettiği iddiası yeralıyordu. "Galatasaray'ın parası mı var ki!" başlığıyla. Cem Uzan galiba para tehdidini öne sürdükçe karşısındaki cephenin daha bir kenetlendiğine uyanamadı. Habere gelince. Lucescu'nun, takviye için yabancı transferi lâzım, "...bu iş para gerektiriyor, bu da bizde olmadığına göre transfer de yok" yollu sözler etmiş olabileceğine ihtimal veriyor musunuz?

 

GALATASARAY KONGRESİ VE "KİRLİ SAVAŞ" / DEVAM >>>