|
Lucescu mu 'kukla', Fanatik mi?
Çok satışlı günlük
spor (aslında futbol) gazetelerimizden Fanatik, 19 Aralık'ta
sürekli ofsayttaki futbol basınının genel marifet
düzeyini aşmayı başardı. Fanatik, 'Kukla
Lucescu' başlıklı bir 'haber' yayımlayarak ne
amaçladı, böyle bir haber kimi, neyi kollamak veya
harcamak için yapıldı, bilemiyoruz haliyle. Ancak
bu haberin, başarısı giderek teslim edilmeye başlanan
Romen hocayı yerin dibine batırırken aynı zamanda
Galatasaray kulübünü ve takımını karıştırmaya
yarayacağı açık.
İsterseniz bu kan donduran haberi okuyun,
uzun değil:
"Kukla Lucescu
Galatasaray'da prim sorununda başrolü
üstlenen Hagi ve Fatih'in, yönetimin baskısıyla
takımdan kesildiği ortaya çıktı.
Antep ve Adana
Galatasaray Yönetimi, Paris Saint Germain
karşılaşması öncesinde primler yüzünden
baş kaldıran futbolcuların elebaşlarını
teker teker boyun eğmeye zorluyor. İlk olarak kellesi
koparılan Hagi oldu. Rumen futbolcu sakatlığı
öne sürülerek Gaziantepspor ve Adanaspor Kupa maçlarında,
yönetimin, Lucescu'ya verdiği emirle kadroya alınmadı.
Oynamayarak protesto
4 yıldır Sarı-Kırmızılılar'ın
kazandığı tüm başarılarda büyük
pay sahibi olan Hagi bu olaydan sonra kadroya alındığı
Trabzonspor karşılaşmasında ise hiçbir
varlık göstermedi, âdetâ hocası ve yönetimi
protesto etti. Son kurban ise Fatih idi. Genç savunma oyuncusu,
Trabzonspor deplasmanına sakatlığı bulunmamasına
rağmen götürülmedi.
Güdümlü hareket
Bu sezon göreve getirilen Mircea Lucescu'nun
tamamen yöneticilerin güdümünde hareket ettiği
ve onların isteğine göre kadro yaptığı
öne sürülüyor. Problem yaratan futbolcuların,
Rumen hocaya verilen direktifle kadro dışı bırakılarak
sindirme yoluna gidildiği bildirildi. Görünen o ki
Sarı-Kırmızılı kulüp önümüzdeki
günlerde çalkantılı olaylar yaşayacak.
Taktikler Hagi'den
Galatasaray maçlara çıkarken,
Lucescu'nun taktik toplantısı öncesinde 5 dakika
Hagi ile konuştuğu daha sonra futbolculara sistemi anlattığı
iddia edildi. Bazı karşılaşmalarda ise Rumen
hocanın taktik tahtasına yazdıklarını beğenmeyen
yıldız futbolcunun hemen yerinden kalkıp olaya müdahale
ettiği bildirildi. Hagi'nin tahtada yazılanların
hepsini sildiği ve yepyeni bir taktiği anlattığı,
Sarı-Kırmızılılar'ın da bu sistemle
sahada mücadele ettiği ileri sürüldü."
Gördüğünüz gibi, herhangi
bir kaynak yok. Son paragrafta tasvir edilen sahnenin gerçek
olabileceğini kim aklından geçirebilir? Teknik direktör
tahtaya taktik yazıyor, Hagi kalkıp 'hepsini siliyor'
ve 'yepyeni bir taktik anlatıyor'. Ama bu Hagi, yönetim
'emriyle' cezalandırıldığı için maçta
mahsus oynamayan bir adam. Teknik direktör de 'kukla'.
Yazıklar olsun gazetecilik adı altında
böyle işler yapanlara! (20 Aralık
2000)
SAYFA BAŞI
Fanatik görüşür,
ama taviz vermez!
Fanatik'in ağır toplarından, yılların
tecrübesi İsmet Tongo, 'Kukla Lucescu' gibi haberleriyle
sinir krizinin eşiğine getirdikleri Galatasaray teknik
direktörü Mircea Lucescu ile uzun bir görüşme
yaptı. Söze başlamadan, görüşmenin
tamamını okumanızı şiddetle tavsiye ederim:
'Futbolun hafızası yok'
Bu görüşme pek çok bakımdan
ilginç. Romen teknik direktörün kişiliği,
kafa yapısı hakkında önemli veriler yeralıyor
burada. Hepsi de şahsen benim Lucescu'ya dair hislerimi olumlu
etkiledi.
Küçüklüğümden beri
tanıdığım, bir ara Milliyet'te beraber çalıştığım,
'İsmet ağabey' diye hitap ettiğim, yıllar boyu
'mizanpaj şeytanı' diye bilinmiş, Türkiye'de
spor basınının parlak isimlerinden olmuş İsmet
Tongo ve Fanatik'in yayın çizgisi hakkındaki hislerimi
de aksi yönde...
Görüşme faslından önce
okunacak bir giriş yazmış Tongo; bakın ne yazmış,
nasıl yazmış:
'Uzun bir beklemeden ya da daha açık
şekliyle mevsim başından beri Bay Lucescu ile karşı
karşıya gelemedik. Devamlı röportaj isteklerimiz,
hakkında çıkan tenkitler yüzünden uzamış
ama sonunda Belek'te bir otelde düğümlenmişti.
İkimizin de amacı aynıydı. O yaptıklarının
doğruluğunu savundu, biz ise tenkitlerimize açıklık
getirdik. Ancak iki tarafta da bir gerçek vardı. O da,
ne bizim, ne de Bay Lucescu'nun görüşlerinde taviz
vermemesiydi. Yani anlayacağınız, bu röportaj
ne Fanatik için, ne de Bay Lucescu için taviz içermiyordu.
Rumen hoca bize son derece açıklıkla ve saygılı
bir biçimde konuştu. Biz de sınırlarımızı
taşmadan soracaklarımızı sorduk. Sonunda ayrılırken
kendi yollarında yürüme kararı ile vedalaştık.'
'Uzun bir beklemeden ... beri' Lucescu ile karşı
karşıya gelememişler. 'Devamlı röportaj
istekleri', 'uzamış' ve sonunda 'düğümlenmiş'.
İkisinin de amacı aynıymış; 'aynı'
olan iki amaç şunlar: 1. Yaptıklarının
doğruluğunu savunmak, 2. Tenkitlere açıklık
getirmek. Ayrılırken, 'kendi yollarında yürüme
kararı' ile vedalaşmışlar. Kim kimin yollarında
yürüyecek?
Bu girişte en çok önemsediğim
şey, bu dil ve mantık gariplikleri değil, şu
sözler: '...iki tarafta da bir gerçek vardı. O da,
ne bizim ne Bay Lucescu'nun görüşlerinde taviz vermemesiydi.
Yani anlayacağınız, bu röportaj ne Fanatik için
ne de bay Lucescu için taviz içermiyordu.'
Şimdi, bu ne demektir?
Gazete, bir alanda olup bitenleri haber vermek
ve yorumlamakla yükümlü bir izleyici-değerlendirici
ve aktarıcı değil mi? O alanda iş yapan birileriyle
aynı düzlemde yeralabilir mi? Ne demek, izlediği
alanda iş yapan görevli ile gazetenin 'kendi yollarında
yürümesi'?
'Taviz' ne demek? Eskiden, karşıt siyas'
görüşteki gruplardan insanlar birbirleriyle görüştüklerinde
kendi gruplarının tepkisini çekerlerdi. Savunmaları
genellikle, 'Sadece görüştüm, tartışmadım,
anlaşmaya çalışmadım, sadece gerekeni söyledim'
yollu olurdu. Buna rağmen, 'Konuşmak bile tavizdir!' diye
eleştirilirlerdi.
Gazete, manasız bir şekilde kavgalı
olduğu teknik direktörle nihayet oturup doğru dürüst
görüşme yapıyor, ama bunu okurlarına 'görüştük,
ama taviz vermedik' diye sunuyor. Bu ne militanlık? Ve neyin
militanlığı?
Çok ilginç, çok...
Görüşmeye gelince. Başta da
dediğim gibi, tamamını okumanızı tavsiye
ederim. (Eğer Fanatik yayından kaldırırsa veya
verdiğim adreste veya arşivlerinde bulamazsanız bildirin,
tamamını iletelim e-posta yoluyla. Tamamını
buraya almayışımın sebebi sadece uzunluğu
değil. Görüşme, Fanatik'in bir ürünü.
Okunması için en azından onların sitesine bir
girilmesi haklarıdır. Teknik olarak mümkün diye
her şeye de kendi malımız muamelesi yapamayız.)
Size bu görüşmeden sadece kısa
bir bölüm aktaracağım; Galatasaray teknik direktörü
Mircea Lucescu'nun kafaca hiç mi hiç küçümsenmemesi
gerektiğini gösteren:
Soru: - ...Türkiye'deki mankenleri beğeniyor
musunuz?
Lucescu'nun cevabı: - Benim için
güzellik başka bir şey. Bireysel bir görüştür.
Hepimiz güzelliğin arkasında başka başka
şeyler ararız. Bir şey hoşunuza gitti mi ona
uzaktan bakacaksınız. Eğer onu tanımak istiyorsanız
çok yakından göreceksiniz. Aynı resimlerde olduğu
gibi. Bence en iyisi onları tanımamak... (26
Ocak 2001)
SAYFA
BAŞI
|