|
Yozgat maçı -
Radikal spor; hayrola?
Büyük basının, üç
büyüklerin taraftarı tavrıyla, gözü
dönmüş bir ayrımcılıkla yayın
yapması, hayattaki en büyük takıntılarımdan
biri, bildiğiniz gibi. Radikal spor servisine de genellikle
hem seviyeli hem mâkûl davrandığı için
sık sık övgülerimizi belirtiyoruz. Bu sefer
tersi oldu. Yozgat-Galatasaray maçında Hürriyet'iyle,
Milliyet'iyle, Fanatik'iyle futbol medyası ciddî bir hakem
felâketi tesbit ederken, Radikal spor havalara baktı.
Radikal'in spor sayfasının zaman zaman tuhaflaşması
nedense hep Galatasaray'la ilgili vaziyetlere denk düşüyor.
Tesadüf müdür, talihsizlik midir, nedir? TIKLAYIN
Yimpaş Yozgatspor'un 3-1 önde götürdüğü
karşılaşma sonunda nasıl 3-3 bitti? Maçı
izlememiş her futbolseverin merak edeceği bir hal. Maçı
izlememiş futbolsever olarak, hernekadar yine bir yolunu bulup
Cimbom'u kollayacaklarını bilsem de, dayanamıyor,
Hürriyet ile Milliyet'in internet sayfalarına dalıyorum;
pazartesi henüz resmî bir mesai günü olarak
başlamamışken (bu yüzden, Sabah'ın sayfasından
hiçbir şey öğrenemiyorum, çünkü
güncellenmemiş, saat 06.30 itibarıyla).
Hürriyet: "Puan hakem kararıyla"
Önce Hürriyet'ten okuyorum:
"PUAN HAKEM KARARIYLA - G.Saray erteleme
maçına iyi başladı. Victoria'nın nefis
golüyle öne geçti. Sumıala devrenin sonucunu
tayin etti. Y.Yozgat ikinci yarının ilk 7 dakikasında
Hüseyin ve İsmail ile skoru bir anda 3-1'e getirdi.
İkinci yarıda sahneye hakem Selçuk Dereli çıktı.
Sergen, Hüseyin'e tekme attı. Dereli görmedi. Sarı
kartla kurtulan Sergen 82'de farkı bire indirdi. 85'te tartışmalı
penaltı yaptırdı. Berkant son sözü söyledi."
Hayret ediyorum haliyle. Çünkü normal
koşullarda en fazla "Yozgatlılar da hakemden yakındı"
falan denir, Cimbom'un ne yaptığıyla ne yapmadığıyla
ilgilenilir, olay kapanırdı. Ancak anlaşılan
bu sefer mızrak jumbo boy çöp torbasına bile
sığamayacak boyutta, zira Hürriyet bununla yetinmeyip
bir de "Hakem hocaları ne dedi" çerçevesi
attırmış. Erman hocam, ''Düşünün,"
diyor, "dünkü maç Yozgat'ta değil, Ali
Sami Yen'de oynansaydı. Ve G.Saray 3-1 galipken, maç
hakemin verdiği kararlarla 3-3 bitseydi. Kıyamet kopardı.
Yozgat'ta yaşananların adı tek kelime ile REZALET...
Bu ligde diğer takımlar niye oynuyor? Hiç gerek yok.
3 büyükler, kendi aralarından bir lig kurup, orada
oynasınlar.''
Özcan Oal da, "Yozgat-Galatasaray
maçında hakemin verdiği kararlarla karşılaşmanın
kaderini değiştirdiğini" söylüyor
ve, "Hakem Sergen'in hareketine yüzde yüz kırmızı
kart çıkarmalıydı. Ancak yapmadı."
diyor. Oal, Yozgat aleyhine verilen penaltı kararını
ise doğru buluyor.
Hürriyet'in Galatasaraylı yazarı
Kanat Atkaya'yı okumak da bir fikir verir. Atkaya, "Hakem,
ilk yarısında düzgün götürdüğü
maçta kritik bir noktada yanlış karara vererek gerilimi
artırdı. Sergen'e çıkan kartın rengi kırmızı
olabilirdi," diyor.
Milliyet: "Düdüklü Noel baba"
Geçiyoruz Milliyet'e:
"DÜDÜKLÜ NOEL BABA: 3 -
3 - Hakem Selçuk Dereli, Sergen'i atmadı, bir de penaltı
yarattı..."
Görüldüğü gibi, Milliyet
açısından da durum net. Nitekim, şunları
okuyoruz maç haberinde: "(...) 81. dakika maçın
dönüm noktası oldu. Sergen'in, Hüseyin'e kasıtlı
tekmesini sadece sarı kartla cezalandıran hakem Selçuk
Dereli devreye girdi. Hüseyin kenarda tedavi görürken,
oyundan atılması gereken Sergen'in kafasıyla eşitlik
geldi. 85. dakikada Dereli yine sahneye çıktı, yerdeki
Selim'in topu eliyle oynadığı gerekçesiyle penaltıyı
yarattı. Berkant'ın golü sonucu noktaladı."
"Dakika dakika maç" dökümüne
de bakalım:
"(...) 81. DAKİKA: Taç çizgisine
yakın yerde ve topsuz pozisyonda Sergen, Hüseyin'e tabanıyla
vurdu. Ortalık karıştı. Hakem sadece sarı
kart gösterdi. - 82. DAKİKA: Berkant, oyuna girer
girmez sağ kanattan korner direğinin dibinden ceza alanı
içine güzel bir orta yaptı. Sergen, defansın
arasından yükselip, kafayla ağları havalandırdı:
2 - 3 - 85. DAKİKADA: Yozgat ceza alanı içinde
oluşan karambolde Selim yere düştü. Top, Sergen'le
Selim'in arasında sıkışırken, hakem Selim'in
eline çarptığı gerekçesiyle penaltı
noktasını gösterdi. Berkant, skoru eşitledi:
3 - 3."
Milliyet'te son olarak "Maç Notları"na
göz atalım. "Notlar"dan biri şöyle:
"Diallo çıldırdı - Yozgat'ın kalecisi
Diallo, penaltı kararına isyan etti. Berkant'ın golünden
sonra hakemle tartışan siyahi kaleci, karşılaşmadan
sonra da İngilizce küfürler savurdu. Arkadaşları
ve Rasim Kara, sakinleştirmeye çalışırlarken,
tecrübeli kaleci bir ara yere yığıldı ve
adeta sinir krizi geçirdi. Hakemi protesto eden futbolcularını
yatıştıran Kara'nın da ağladığı
gözlendi."
Sinir krizleri, gözyaşları... ortam
bu. Geçelim Fanatik'e. Bakalım "Aslan'ım"
maslanım türünden hangi başlık var orada?
Fanatik: "Teşekkürler Dereli"
Hayır. Böyle bir başlık yok.
Bunun yerine şu var:
"Teşekkürler Dereli 3-3 -
Galatasaray, Yozgat'ta öne geçtiği maçta üst
üste üç şok gol yedi. Sergen'in kasti tekmesini
sarı kartla geçiştiren Selçuk Dereli maçın
kaderini belirledi. Kırmızı görmeyen Sergen
bir dakika sonra golü attı, ardından da penaltı
yaptırdı."
Artık iyice şüpheye düştüğümüzden,
bir de uluslararası kaynağa başvurmakta fayda var.
Ne yapıyoruz? onefootball.com'a tıklıyoruz. Maç
yazısı kafadan, Yozgatteknik direktörü Rasim
Kara'nın hakemden yakınışıyla başlıyor,
Kara'nın "Avrupa'da oynayan takımlarımızla
gurur duyuyoruz, ama onların hakemlerin yardımına
ihtiyacı olmamalı" sözleri aktarılıyor,
Yozgat kalecisi Diallo'nun sinir krizi geçirdiğinden bahsediliyor,
"dramatik son" ifadesi kullanılıyor. Ardından,
penaltının tartışmalı olduğundan,
Sergen'in Hüseyin'e hareketinden bahsediliyor. "Sergen
gol atarken Hüseyin kenarda tedavi görüyordu,"
deniyor.
Şimdi, bütün bunlardan sonra
Radikal spora tekrar bakıyoruz. "Tekrar", çünkü
aslında normal şartlarda ilkin oraya bakar, yetinirdik.
Şimdi yetinemiyoruz. Aksine.
Radikal: "Şikâyetler var"
Radikal spor servisinin uygun gördüğü
başlık şu: "Liderliği de ertelediler".
Bunca olayın arasından seçip öne
çıkardıkları ayrıntı bu, yani!
Spotu okuyalım o halde: "Son bir haftada
iki maçı üç kez ertelenen Galatasaray, 3-1
yenik duruma düştüğü Yozgat deplasmanında
beraberliği son on dakikada bulduğu iki golle kurtarabildi.
Ligde Beşiktaş'ın 'meteorolojik' liderliği sürüyor."
Fazlasıyla şaibeli bir ifade bu. Yozgat'taki
asıl hadiselerden hiç bahsetmediği gibi, Beşiktaş'ın
liderliğine de "meteorolojik" diyerek âdetâ
Cimbom taraftarlarını teskin etmeyi amaçlıyor.
Devam edelim: "Sergen, Yozgatspor önünde
Galatasaray'ın ayakta kalan tek ismiydi. Ancak milli oyuncunun
Hüseyin'e attığı tekme, kırmızı
kart tartışmalarına yol açtı ve ardından
gelen goller, ev sahibi takımın şikayetlerini artırdı."
Yani ortada sadece "şikâyetler"
var. Haklı olup olmadığını bilmediğimiz
şikâyetler. Radikal spor servisinin de herhalde pek haklı
bulmadığı, sahip çıkmadığı
şikâyetler. Nitekim Radikal penaltıda tartışılacak
bir taraf görmüyor: "(...) Bitime dört dakika
kala Selim'in yerde elle oynadığı topta hakem Dereli
beyaz noktayı gösterince, Berkant skoru tayin etti: 3-3."
İşte, "elle oynadığı" diyor;
emin!
Fakat sonra, "notlar" tarzında verilen
ayrıntılar arasında şunların yeraldığını
görüyoruz:
"Yozgatlı Selim: Allah belamı versin
ki, top elime çarpmadı - Maç sonrasın ev
sahibi ekibin futbolcuları Sergen'in atılmamasına
ve hakem Dereli'nin penaltı kararına isyan ederken, penaltının
başrol oyuncusu Selim, sahanın ortasında Sarı-Kırmızılı
oyunculara dert yandı. Kaptan Bülent'i kolundan tutan
Selim, 'Allah belamı versin ki elime çarpmadı. Sizin
böyle şeylere ihtiyacınız yok' diye haykırdı.
(...) Kritik kurtarışlar yapan kaleci Diallo, 90 dakika
bitiminde gözyaşları içinde yere yığıldı.
Siyahi oyuncu hakemin iki puanlarını gaspettiğini
ileri sürdü. Sergen'in kasti tekmesine maruz kalan Hüseyin
ise kanlar içindeki dizini göstererek şunları
söyledi: 'Direkt ayağıma vurdu. Şu dizimin haline
bakın. Beni esas üzen ise Sergen'in benden bir özür
bile dilememesiydi'..."
Aslında Radikal'deki maç yazısına
bakınca, "bütün bunlar nereden çıktı!"
diye hayrete düşmemiz gerekir. Çünkü alt
tarafı Galatasaray "liderliği ertelemiş".
Bir de... "şikâyetler" var.
...
Bu karşılaştırmanın ortaya
koyduğu şeyi ben hiç iç açıcı
bulmadım. Şimdilik sadece, belirli bir yönde epeyce
işaretin birikmekte olduğuna dikkat çekiyor ve "hayrola?"
diye soruyorum. (24 Aralık 2001)
|