AĞIZA LAF OTURTMA

Denizli pek ciddî uyarmış

 

Önümüzde Hürriyet'in spor sayfası. 'Denizli'den uyarı' haberini okuyoruz. Muhabirin imzasını da koyduğu bu habere göre Fenerbahçe teknik direktörü, Samsunspor maçı öncesinde futbolcularını cidd' şekilde uyarmış. E, tabiî, başka bir şekilde yapması düşünülemezdi zaten.

Şöyle demiş Denizli: 'Kolay rakip yok. Ayrıca kendi sahamızda kolay kazandığımız imajını kafanızdan silin. Sahada savaşarak kazanmalısınız. Bizler takım olma yolunda önemli adımlar attık. Birçok eksiğimizi giderdik. Sizden tek isteğim oyuna iyi konsantre olmanız.'

Sonra ne olmuş? Denizli, 'yerli-yabancı ayrımı yapmayacağına' da temas etmiş...Hay Allah. Neyse, bakalım Mustafa Denizli sözlerini nasıl sürdürmüş: 'Hepinizden yararlanmak istiyorum. Ama sahaya aynı anda en fazla 11 kişi çıkabiliyor. Bu yüzden en iyi olan kimse ilk onbirde yeralacak.'

Mustafa Denizli'nin bu sözleri nerede, ne zaman söylediğini, Hürriyet muhabirinin bunları ne zaman nerede not ettiğini, teybe kaydettiğini vs. soruyoruz tabiî.

Ve özellikle, 'yerli-yabancı ayrımı yapmama' ve 'sahaya aynı anda en fazla onbir kişinin çıkması' konularında 'Denizli'nin sözleri'nin manşete çıkamayışına yanıyoruz. (15 Aralık 2000)

SAYFA BAŞI


İki tane daha uydurup
on yapsaydınız ya!

 

StarSpor'da 3 Ocak'ta Fenerbahçe teknik direktörü Mustafa Denizli'nin 'Fener'e 8 Emri' yayımlandı. Denizli'nin, 'dünkü çalışma öncesi futbolcularla yaptığı toplantıda' verdiği öne sürülen emirlere bir göz atalım:

'1. Herkes özel yaşantısına dikkat edecek ve profesyonellik neyi gerektiriyorsa yapacak.'

Bunun bir teknik direktör tarafından verilen bir 'emir' olması pek mantıklı. Bu emir verilmese, futbolcular profesyonellik neyi gerektiriyorsa yapmazlar. (Fenerbahçe takımında herhangi bir 'özel yaşantı' sorunu bulunmadığını hatırlatalım.)

'2. Kimse fedakarlıktan kaçınmayacak. Kısıtlı kadro nedeniyle çok ciddi olmadığı takdirde, sakatlar her türlü özveriyi gösterip, formasından ayrı kalmayacak.'

E, bu da tam teşkilatlı bir 'emir'. Herhalde kulüp doktoruna veriliyor olmalı.

'3. Futbolcular sadece kendi işlerine bakacak, takım, yönetim, rakip ve hakemler hakkında açıklamalarda bulunamayacak.'

Fenerbahçe'de şimdiye kadar böyle bir sorun olmadı.

'4. Futbolda hataya yer yok, kredimiz iyice tükendi, artık sahada hata yapılmayacak.'

Mustafa Denizli gibi bir kimsenin 'kredimiz tükendi' dediğini hayal edebiliyor musunuz? Ayrıca, herhangi bir futbol adamının 'futbolda hataya yer yok' dediğini? Herhalde bir adım sonrasında da trafik kazalarının yasaklanması gündeme gelecek...

'5. Herkes giydiği formanın değerini bilip, hakkını verecek.'

Bu emir bizi özellikle etkiledi. Demek ki Fenerbahçe teknik direktörü (yoksa StarSpor ekibi mi?), futbolcularının formalarının hakkını vermediğini düşünüyor.

'6. Oynayan da oynamayan da başarı için susup, çalışacak.'

Fenerbahçe'de yedek kalan futbolcuların basına yakındığı falan görülmedi.

'7. Devre arası en iyi şekilde değerlendirilecek ve çalışmalar hiçbir durumda aksatılmayacak.'

Bu emri de Mustafa Denizli herhalde kendisine veriyor.

'8. Fikstür avantajı bizden yana. Bu iyi değerlendirilecek ve deplasman fobisi halledilecek.'

Bu emrin son kısmını birkaç defa okuma neticesinde birkaç arkadaşımız fenalık geçirerek hastaneye kaldırıldı. StarSpor'un mantığına göre, şuna inanmamız gerekiyor: Mustafa Denizli, futbolculara, 'deplasman fobisi halledilecek' diye emir vermiş! Öyle mi?

StarSpor sürekli ofsaytta kalmakta ısrarlı. Soracak tek soru var: Niye '8' emir? Bu şekilde bunları '10'a çıkartmak ve Denizli'yi Musa kılığına sokup fantezi yapmak mümkünken bu fırsatı harcamışsınız StarSpor'cular... (3 Ocak 2001)

SAYFA BAŞI

Bunlar da hediyesi
StarSpor'dan küçük, sevimli haberler:

Bugün (3 Ocak) StarSpor'dan gidiyoruz. Trabzonspor'a ayrılmış ikinci tam sayfada (birincisi arka sayfa, bordo-mavililerin ikinci yarı maç listesi veriliyor) küçük ve sevimli haberler var. Bunlardan biri:

'Gökdeniz Sümer'e sevindi!

'Başkanlık görevine Sümer'in getirilmesi Gökdeniz için ayrı önem taşıyor. Genç oyuncu, altyapıda iken Sümer'e devamlı 'Hocam' diye hitap ediyordu. Şimdi ise 'Başkanım' diyecek.'

Yani?

Valla biz şunu anlayabildik: Daha önce 'hocam' dediğiniz birisine 'başkanım' demeye başlamanız özel önem taşıyan bir olaydır... mı?

Ve bir başkası:

'Yasaklar zinciri kaldırıldı

Oh be dünya varmış... Yasaklardan bıkan Bordo-Mavili oyuncular huzura kavuştu... Basın mensupları uzun bir aradan sonra kulüpte rahat bir çalışma imkânı buldu.'

Rahat çalışma imkânına kavuşanlar, basın mensupları, anladığımız kadarıyla, huzura kavuşansa futbolcular. Nasıl olmaktadır yani? (3 Ocak 2001)

SAYFA BAŞI


Fotomaç Karhan'larla
ailecek mi görüşüyor?

 

Günlük futbol gazetelerinin, lig maçlarının tatil olduğu şu sırada haliyle zor günler geçirmesi beklenebilir. Böyle olmuyor. Çünkü alışılmış haber üretme tarzı tatil engeli dinlemiyor. Hattâ, bir yanda gerçek haberler varken masa başı uydurmacılığıyla uğraşılması daha bir tuhaf kaçıyordu. Şimdiki durum daha mantıklı.

Fotomaç'ın 4 Ocak'ta bildirdiğine göre, Beşiktaş'ın Slovak futbolcusu Karhan'a Real Sociedad talip olmuş. Üstelik, bu işin arkasında, İspanyol ekibinin yeni, siyah-beyazlıların eski hocası John Benjamin Toschack var. Beşiktaşlı yöneticiler, bu işe anlam veremediklerini, Karhan'ın sözleşmesinin sürdüğünü söylemişler.

Buraya kadarı, olabilir. Fakat o zaman haberin başlığı niye 'Karhan'ın aklını eşi çeliyor!'? Sonu da ünlemli, böyle...

Başlığa meşruiyet kazandıran, haberin içinde geçen şu cümle: 'Bu arada Bayan Karhan'ın eşinin İspanya'ya dönmesinin çok istediği ve eşine bu yönde baskı yaptığı iddia edildi.'

Öyle ya, 'iddia edilmiş'; artık kimseye söz düşmez.

Peki, böyle bir şeyi kim iddia etmiş olabilir? Karhan ailesine pek yakın biri olmalı. Bayan Karhan'ın gelip kulübün ortasında, 'Kocamı da ayartacağım, İspanya'ya gitçez işte!' diye nisbet yapmış olması falan beklenemeyeceğine göre... (4 Ocak 2001)

SAYFA BAŞI


Konuştun mu bu şekil konuşacaksın

 

4 Ocak tarihli Fotomaç'ta yaklaşık 4.800 kişinin demeçleri, açıklamaları, meydan okumaları vs. yeralıyor. Rakam abartılı olabilir, bir noktadan saymayı bıraktım.

Meselâ Galatasaray teknik direktörü Lucescu, 'Romanya'dan seslenmiş'. Ne zaman, hangi araçla? Bunları öğrenemiyoruz, her zamanki gibi. Sadece, 'Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Galatasaray gibi oynarsak... tüm kupaları toplarız,' demiş. Yani kendi gelmeden önce oynanan oyunun aynısını oynarlarsa başarılı olacaklarını söylemiş Romen teknik direktör, futbol gazetesine göre. Kimbilir, belki de adam Romanya'dan seslendiği için tam işitip anlayamamışlardır dediğini.

Sonra, Beşiktaş'ın ileri uç oyuncusu Ahmet Dursun, 'Beşiktaş şampiyon olacak' 'şeklinde konuşmuş'. Bu şekli tanıyoruz. Bir gazetecinin eline benziyor.

Siyah-beyazlıların kalecisi Fevzi de, 'Shorunmu'ya meydan okumuş'. Nijeryalı kaleci kampa geç gelecek ya, Fevzi bu arada formayı kapıp bir daha yedek kalmayacakmış. Yani... işte... durup dururken böyle bir şey demiş Fevzi. Acaba kime? Ne zaman? Nerede?

Şaşırıyorsunuz, değil mi? Sormaktan bıkmayacağım. (4 Ocak 2001)

SAYFA BAŞI


      ÖZEL KONULAR  
  HEP
OFSAYT
GİRİŞ
SAYFASI
LAFI SEN
OTURT,
"SÖYLEDİ"
DİYE YAZ
GS KONGRESİ
MEDYA
SAVAŞI

BİZZAT
KONU:
FATİH
TERİM

INCIK
CINCIK
FUTBOL
MEDYASI