AĞIZA LAF OTURTMA

Aynen' şöyle demiş
- yaa, evet evet!

 

Hürriyet'in spor sayfasında manşet: 'Menajer Becali, Emre'yi ikinci kez uyardı: Bensiz imzalama - Avrupa'yı peşinde koşturan G. Saray'ın süperstarına ünlü menajer, 'Yanında ben olmadan hiçbir yere, hiçbir kulübe imza atma. Hattâ ben yokken hayranlarına bile imza verme' dedi.'

Emre'yi herkesin istediği, 'genç yıldız'ın Dünya Karması'nda oynayınca hepsinin gözlerini bir kez daha kamaştırdığı, Galatasaray'ın Emre'yi bırakmamak için gayret gösterdiği gibi 'maksat muhabbet olsun' malzemesiyle dolu olan haberin sonuna doğru, Romen menajer Becali'nin sözleri aktarılırken şöyle bir ifade kullanılıyor: 'Becali... Emre'ye aynen şunları söyledi'.

Bu cümlenin ardından şu geliyor:

'Avrupa'nın kurt menajeri Becali, genç futbolcunun bu transfer döneminin en büyük yıldızı olacağını da yakın dostlarına söylediği belirtildi.'

Cümle düşük. '...Becali'nin...' olacak. Ona takılmayın. Eğlenceli kısmı, yine 'belirtildi'den başka kaynağımızın olmayışı, üstelik bu sefer, 'yakın dostlar'ın da kaynak mertebesine ulaşamayışı, Becali'nin onlara söylediğini aktaran birilerinin 'belirtildi' bilinmezliğiyle kaynak kisvesine büründürülmesi, ama asıl manşet yapılan lafı menajerin 'aynen' gazetenin aktardığı gibi söylediğinin ileri sürülmesi...

Aman neyse... (10 Ocak 2001)

SAYFA BAŞI


Bu 'patlayan' kaçıncı futbolcu?

 

<ı>Sabah</ı>'ın (23 Ocak) spor sayfasına göre Galatasaray'ın Brezilyalı golcüsü Jardel 'patladı'. <ı>Sabah</ı>, 'Ve Jardel patladı' diyor. Yani, 'sonunda patladı' anlamında.

Peki ne olmuş, Jardel'i infilâk ettiren?

'Haber' kılığındaki dolgu malzemesine bakılırsa, Jardel birilerinin kendisine 'hakaret etmesinden' şikâyetçi. Şöyle demiş Jardel: 'Antalya'da 2 maçta 4 gol attım. İşte Jardel gerçeği bu. Gol attıkça beni eleştirenler zor duruma düşüyor. Eleştirilmeyi kabul ediyorum ama hakaretleri hayır.'

Şimdi durduk yerde bu nereden çıkmış? Bilmiyoruz. <ı>Sabah</ı>, Jardel'in bu yukarıdaki 'ifadeyi kullandığını' söylüyor. Nerede? Bilmiyoruz. Ne zaman? Öğrenemiyoruz. Hangi vesileyle? Sayfada yer kalması vesilesiyle mi? Onu da bilemiyoruz.

Sayfaya bir de Jardel fotoğrafı attırma vesilesi yaratan bu küçük haberde başka ayrıntılar da var: 'Bu arada...' Ne olmuş olabilir bu arada? Okuyalım: '...uzun süredir ülkesinde bulunan Jardel'in eşi Karen İstanbul'a döndü.' Hakaretler veya infilâk ile bunun bir ilişkisi var mı? Biz bilmeyiz.

'Öte yandan...' Herhalde başka birileri daha konuşmuş olmalı bu hakaret vs. meselesi üstüne: 'Öte yandan, G. Saray ligin ertelenmesi nedeniyle bu hafta sonu için Bayern München'e maç teklifinde bulundu.'

Belki de Jardel'in birden patlamasına yolaçan hakaretlerle ilgili sır, bu maç teklifinde gizlidir... (23 Ocak 2001)

SAYFA BAŞI


Ya, evet, tabiî, iş bitmiş bile...

 

Eski Fenerbahçeli, şimdi Real Sociedad'lı Tayfun'un Beşiktaş'a transferi, 25 Ocak tarihli Fanatik'e bakılırsa, 'an meselesi'. Zira, Real Sociedad, Brezilyalı Julio Cesar'ı Milan'dan almak için harcadığı parayı Tayfun'u satarak 'geri kazanmak' istiyormuş. Bu, 'öğrenilmiş'. Hattâ, İspanyol kulübünün bu futbolcuyu Kara Kartal'a verebileceği 'ifade edilmiş'.

Mâlûm sorular: Nereden 'öğrenilmiş'? Kim 'ifade etmiş'?

Cevapları mı? Tabiî ki yok.

Ama en azından Tayfun'un 'dün yaptığı açıklama' var. Hiç değilse ona güvenebiliriz... mi acaba? (Gördüğünüz gibi, modayı takip ediyorum.) Bakın Tayfun dün neler 'açıklamış': 'Siyah - Beyazlı ekipte oynamak bana gurur verir. Beni istediklerini biliyorum.' Ya, gördünüz mü 'açıklama'yı? Tayfun bu sözleri ne zaman, nerede, kime söylemiş? Biz bilemeyiz tabiî. Ama zaten Fanatik de bunları fazla kurcalamamızı istemiyor; Tayfun'un ağzından şu sözü aktararak: 'Bu konuda fazla konuşmak doğru olmaz.'

Şu sözlerin futbolcunun ağzına niçin oturtulduğunu düşününce futbol gazeteciliğinin psikolojik derinliklerine dalıyoruz: '...henüz kulübüme teklif götürmediler. Onlar anlaşırsa, sorun çıkartmam.'

Yani Fanatik diyor ki: Beşiktaşlılar, Tayfun'un gelmesi 'an meselesi' sanıp bu haberi bir solukta okuyun, heyecanlanın, umutlanın.

Gerçi ortada böyle bir şey henüz yok ama... (25 Ocak 2001)

SAYFA BAŞI


Mehmet 'jübilemi yapın' dedi mi?

 

Hürriyet', 'Özel' damgasıyla manşetten sunuyor (29 Ocak): 'Kaptan Mehmet yönetime başvurdu: Jübilemi yapın başkan'. Habere göre, Beşiktaş Futbol Şubesi Sorumluluğu'na getirilen Yıldırım Demirören'in evindeki yemekte Beşiktaş kaptanı, arkadaşlarına, sezon sonunda futbolu bırakacağını açıklamış. Hattâ daha sonra yazılı olarak da, Hürriyet'in adlarını verdiği yöneticilere başvurmuş, jübile için.

Bir futbolcunun jübile isteğini niye kulübün icra kurulu başkanı, futbol komite başkanı, asbaşkanı ve ayrıca iki yöneticiye 'yazılı olarak' bildirdiğini çözemedik. Hürriyet'teki haberde, bu yöneticilerin ñayrım yapılmadığına göre hepsinin birden!- Mehmet'in kararını 'saygıyla karşıladıklarını' söyledikleri ileri sürülüyor. Yani muhabir bu beş kişinin de görüşünü almış, haberdeki ifadelere bakılırsa...

Üstelik bu beş yöneticiyle görüşmekle yetinmemiş, takımdan Tayfur, Yasin, Ahmet, Ayhan ve Rahim'in de görüşünü almış. Onlar da, 'Mehmet en iyi kararı aldı,' demişler.

StarSpor'a (yine 29 Ocak) bakarsak, bunların hiçbiri olmamış. Yıldırım Demirören'in evinde biraraya gelen futbolcular, 'eşleri ile birlikte, mutlu bir aile tablosu' çıkarmışlar ortaya. Tabi' haberde Demirören'in söylediği iddia edilen bazı sözler de var: 'Birlik beraberlik içinde olalım, sizden şampiyonluk bekliyoruz' türünden.

StarSpor'da Şifo Mehmet'le ilgili bir tek haber var, o da şu: 'Şifo Mehmet'in hedefi 150 gol ñ Kartal forması ile 135 gole imza atan Mehmet hedefini 150 gol olarak belirledi. Tecrübeli futbolcu, 'İşim zor. Ama oynama fırsatı bulursam hedefe ulaşırım' diyor.'

Bu da tam bizim hep takıldığımız, 'tabiî, muhakkak demiştir' türü haberlerden.

Siz siz olun, iki gazete okumayın. Hattâ belki de... (29 Ocak 2001)

SAYFA BAŞI


      ÖZEL KONULAR  
  HEP
OFSAYT
GİRİŞ
SAYFASI
LAFI SEN
OTURT,
"SÖYLEDİ"
DİYE YAZ
GS KONGRESİ
MEDYA
SAVAŞI

BİZZAT
KONU:
FATİH
TERİM

INCIK
CINCIK
FUTBOL
MEDYASI