|
Köşeyazarı, dış politikada muhalif görüş
istemiyor
Dışişleri ne diyorsa o!
Radikal köşeyazarlarından Gündüz Aktan, "Marksçı
tarih görüşünün yerine Batı'yı geçirmiş" Türk entellektüellerinin
AB ve Kıbrıs konularındaki aymazlığına fena kızmış (12 Kasım). "Bu
aydınlar PKK ile mücadelenin ortasında da siyasî-demokratik çözümden
yanaydılar," diye belirtiyor, o aymazlara nasıl içerlediğini.
Söylediklerinin özeti şu: Türk entellektüelleri, Türkiye'nin AB'ye
katılmasını memleket için biricik hayırlı çözüm olarak görüyor ve
bu uğurda, Kıbrıs konusunda verilecek tavizler dahil her şeyin göze
alınmasını istiyor. AB'nin, Rum kesimini üye yapma kararını eleştirmek,
aydınların aklına bile gelmiyor. Atatürk'ün Batılılaşma çabalarının
nihaî hedefi olarak AB'yi göstermeleriyse tamamen saçmalık. "Bırakın
dış politikayı," diyor Aktan, "hayatın bir mücadele olduğunun
bile farkında değiller."
Aktan'ı resmî görüş ve politikaların seviyeli bir
savunucusu olarak tanıdık. Buna da itiraz edenler çıkabilir, onlara
Coşkun Kırca'yı, Emin Çölaşan'ı falan hatırlatırım. Bunlarla karşılaştırıldığında,
Aktan, kendisiyle tartışılabilir birine benziyordu. Sanki görev
icabı değil, inandığı için birtakım fikirleri savunuyordu.
Bilgi tektir, görüş de tek olmalı
"Hazin" başlıklı yazısıyla, tartışılabilir
biri olmaktan çıktı. Çünkü kendisinden farklı görüşler savunanları,
görüşlerini eleştirerek değil, "hayatı anlamamakla" damgalayarak
gözden düşürmeye çalışan biriyle konuşamazsınız. Çünkü onun söyledikleri
kaçınılmaz olarak şu anlama gelecektir: Karşımdaki, benim bildiklerimi
bilse, aynen benim gibi düşünürdü; böyle düşünmemesi, onun gerçekleri
göremeyişindendir.
ınsan resmî görüşlerle, dışişleri politikalarıyla
bu kadar içli dışlı olursa geleceği yer budur. Bakın ne diyor Aktan:
(O aydınlara göre) "Devletin halkıyla bir dış politika amacına
yönelme gayretleri ise sanki 'hamaset'ten ibaret."
Düşünün ki, aynı yazının girişinde, kendisi, Dışişleri'nin
Kıbrıs sorununa ilişkin olarak kamuoyunu yeterince bilgilendirmediğini
belirtiyor.
Türkiye'de, "devletin halkıyla bir dış politika
amacına yönelme gayretleri"ne şahit olanınız var mı bugüne
kadar? Yoksa, birilerinin bir yerlerde belirlediği birtakım politikalar,
gerektiğinde basın aracılığıyla bize dayatılıyor mu; "buyrun,
yeni millî davamız budur" diye. "Millî dava" haline
getirilmeyen, yani farklı görüşlerin savunulmasının meşru olduğu
bir tek dış politika konusu var mı?
Onlar fena insanlar...
Aktan'a göre zaten olamaz. Çıkıp, meselâ Kıbrıs
konusunda Türkiye'nin harekâttan bugüne kadar sürdürdüğü politikayı
eleştirirseniz, en hafifinden, konuyu bilmemekle suçlanıyorsunuz.
Gündüz Aktan, onca üstü kapalı veya açık hakaretle aşağıladığı insanların
acaba niye resmî görüş ve politikayı eleştirdiğine dair herhangi
bir açıklama sunmuyor. Zaten öyle bir çerçeve çiziyor ki, sebep
olarak sadece "Batı hayranlığı" veya bu aydınların fena
insanlar olması ve Türkiye'nin kötülüğünü istemesi gibi şeyler kalıyor.
Bir de şu: "Türkiye'nin zavallılığına inananlar,
bekâmızı ve kaderimizi münhasıran AB içinde görüyorlar. Yoksa Ortadoğululaşacağız,
ıçüncü Dünyalaşacağız, mahvolacağız."
Gündüz Aktan'ı yatıştırmaya çalışayım. Merak etmeyiniz
sayın resmî sözcü, mahvolmayız. Bu kadar potansiyeli olan bir memleketin
bugünkü haline ve gidişatına mahvolma demiyorsanız, zaten biz hiçbir
zaman mahvolmayız. "Ortadoğululaşma" ve "ıçüncü Dünyalaşma"ya
gelince. Bunlardan gelecek kipinde sözetmenin anlamı yok artık.
Dünyada hiçbir şey bulunduğu yere gidemez.
Gündüz Aktan konusunda da bu temel kuralı hesaba
katmama yanlışını yapmışız bugüne kadar. "Hazin" başlıklı
yazısında dışavurduğu zihniyeti teşhis edememişiz. Zaten oradaymış.
Moraller bozuluyor, ister istemez
Bu yazıyı bir tür özeleştiri olarak kabul edebilirsiniz.
Moral bozan, özeleştiri yapma mecburiyetinde kalmak
değil. Aslında pekâlâ "aydın" sayılacak bir insanın, resmî
görüşe angaje olmamayı böylesine hezeyan ve öfkeyle karşılaması,
resmî politikanın eleştirilmesi karşısında böylesine gaddarlaşabilmesi.
Haydi yine bir umut, asıl konuya dair iki laf edeyim.
Belki günün birinde tartışabilmek mümkün olur bu topraklarda. Gündüz
Bey, inanınız ki, AB'nin fırsatçı ve şantajcı tutumunu teşhis etmek,
eleştirmek, gerek Yunanistan'ın gerek Kıbrıslı Rumların oportünizmini
teşhir etmek, aynı anda da Türkiye'nin politikasının yanlışlığını
ve ikiyüzlülüğünü görebilmek mümkündür. Eğer bir Dışişleri görevlisi
değilseniz, bir sorunu ele alan ve çözüm yolu arayan, üstelik bunun
için insanî, demokratik, mâkûl bir zemin bulmaya çalışan biriyseniz,
bunların hepsini aynı anda yapabilirsiniz.
Ama tabiî Dışişleri buna ne der, bilemem.
|