|
Medyakronik'e başladığımızdan
beri, zaman zaman, şu veya bu yayın organını
kayırmakla, şuna veya buna özellikle yüklenmekle
eleştiriliyoruz. Biz kendimizden eminiz. Şahsen
ben de Haysiyet'e başladığımdan beri aynı
tarafsızlık çizgisini sürdürmeye
özen gösteriyorum. Zaten öbür türlü
bu işin hiçbir anlamı kalmayacağını
bu tür lafları boyuna tekrarlayanlar bir türlü
anlamak istemiyor. Ancak, "özellikle çok eleştiriyorsunuz"
diye işaret edilenlerden biri için söylenenler
doğru. Bu, Hürriyet gazetesi ve onun genel yayın
yönetmeni Ertuğrul Özkök. "Büyük
gazete" ve başındaki insan daha çok eleştiri
konusu oluyor. Bunun nedenlerini, Hürriyet köşeyazarı
Serdar Turgut'un Medyakronik'i hakaretâmiz bir şekilde
suçladığı yazısına cevap verirken
uzun uzun anlattım. (Bu yazı da aşağıdakilerin
arasında: "Özkök'ün
elektrikli testeresi".) Ancak bununla yetinmedim,
şimdiye kadar hürriyet ve özellikle Özkök
hakkında yazdığım ele gelir yazıların
linklerini -arşivde ilgili yerlerde bulunmalarına
rağmen- bu sayfaya da başlık-spot tarzında
topladım. Bunlara göz atanlar, Hürriyet ve
Özkök'ü eleştirmemizin saçmasapan
birtakım komplekslerden veya Serdar Turgut'un iddia ettiği
gibi "birikmiş öfkelerden" mi yoksa son
derece haklı sebeplerden mi kaynaklandığını
ayırt edebileceklerdir. Buyurun, iyi okumalar.
|
"Büyük gazete"
İtalyan devletine de kefil
"Büyük gazete"nin gösterici öldüren İtalyan
jandarmasını savunmak için daha ilk andan gösterdiği "devletperver
refleks", nelere nelere alışmış bizi bile şaşırtacak nitelikteydi.
Hürriyet'in ve genel yayın yönetmeninin sosyal ve siyasî konumunu
yerli yerine oturtmak zor değil. Fakat galiba "doğasını"
da anlamamız gerekecek. Bunu da bilim adamlarının yardımı olmaksızın
yapmamız zor görünüyor. TIKLAYIN
Severiz, taparız,
yeter ki üstte olsun, zengin olsun...
"Büyük gazete" Hürriyet, Cenova'daki
G-8 zirvesinin kapanış haberini muhteşem bir kompozisyonla verdi.
Liderler dizilmiş yanyana, "Söz veriyoruz" diyorlar. Onlara
kefil olmak da Hürriyet'e düştü. Bu nasıl bir kendini adamadır?
Basın tarihi, böyle bir yayın yönetimi görmedi. Hürriyet sahiden
zirveye oynuyor. Oysa dünyada "zengin ülke liderlerinin tarafını
tutmak" diye bir taraftarlık tarzı icat edilmedi. İşin kötüsü,
komik de değil bütün bunlar. TIKLAYIN
Özkök "zencilere"
karşı uyardı
Hep söylüyorum, Türk basınının esas oğlanı, Hürriyet
gazetesidir. Toplumumuzun, ızeyir Garih cinayeti vesilesiyle üçüncü
sayfalardan ilk sayfalara "yükselebilen" kenara itilmiş
kesimi hakkında "beriki Türkiye" adına gerekli teşhisi
de elbette bu gazetenin genel yayın yönetmeni koydu: Onlar bizim
"zencilerimiz". Hürriyet'te ayrıca, "onlardan"
nasıl korunabileceğimize dair bir öneri yeralıyor. TIKLAYIN.
Hürriyet'e
göre "biz": Bakanlık, Kızılay, falan...
Hürriyet'ten (21 Ağustos) iki başlık...
ikisi de birer sayfanın tepesine, sayfanın genişliğince
yayılmışlar. Biri: "PKK'dan kan parası
istedik", öteki: "ABD'ye çadırkenti öğreteceğiz".
Kimdir bu "biz"? Ordusuyla, Kızılay'ıyla,
mahkemesiyle, polisiyle, Hürriyet gazetesiyle, okuruyla "Türkler"
TIKLAYIN
Özkök
sayesinde dibe vurduk
Sonunda bu da oldu. Kendinden başkasını gözü görmeyen
Beyaz Türkiye'nin benmerkezci medyasının, kendi konumu dışında hiçbir
derdi olmayan yöneticilerinden birinin dergi okuması manşete çıktı.
Türkiye'nin en etkili gazetesinin başındaki insanın ruh hali, en
önemli medya sorunumuz olmaya doğru ilerliyor. Gazetecilikte "yazıişleri"
dediğimiz faaliyet, meslekî bakımdan Türkiye'de 28 Eylül günü dibe
vurdu. TIKLAYIN
Yoksa UFO gelir,
ona göre!
Konumuz, Genelkurmay herkese posta koyduğu gün
Hürriyet'in ilk sayfasının yarısını kaplayan UFO haberi. Gazeteciliğin
zihnimize neler edebileceği hakkında konuşulurken, daha çok, büyük
basının "Hayata Dönüş" operasyonu gibi dehşet ortamlarında
pervâsız bir devlet sözcülüğüne soyunmasından, gazete ve TV kanallarının,
patronlarının çıkarını gözeten programlar yayımlamasından ya da
aksine, bazı haberleri, gelişmeleri, hattâ külliyen bazı sorunları
görmezden gelmesinden sözedilir. Oysa şimdi size işin çok daha incelikli
bir faaliyetin yürütüldüğü bir başka düzeyini göstereceğim. Bir
üsteğmenin "UFO gördüm" demesinden nasıl bir "üst
düzey" siyasî mesaj çıkar? İddialıyım, bunu benden başka kimse
anlatmaz size. TIKLAYIN
Derin gazeteci
ve e-business
Kasetçiler, Kanal D'yi arayıp numara bırakın.
ıyi müşteri var... Daha önce benim takıldığım ve basının "Türkiye'nin
düzeni"ndeki yeri üstüne konuşmak için vesile yaptığım şeye
Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni de takılmış. Recep Tayyip Erdoğan'ın
ajitasyon konuşmasını içeren kaseti Kanal D'ye kimin sızdırdığını
merak etmiş. Düşündüğü iki ihtimal de (derin devlet veya "derin
Saadet") çıkmamış. Meğer gazeteci bu işi kendiliğinden yapmış.
"Büyük gazete"mizin genel yayın yönetmeni, bu işin mekanizmasını
hepimiz için doğallaştırıyor. Okuyun, korkacak bir şey olup olmadığına
kendiniz karar verin. TIKLAYIN
Hürriyet'te
tedirgin edici bir tarafsızlık manzarası
Her şeyi Salkım Hanım yaptı!
MHP'li Meclis ıdare Amiri'nin TRT Genel Müdürünü
vatan hainliğiyle suçlaması, bakan Yılmaz Karakoyunlu'yu da suçlayabileceğini
söylemesi, "büyük gazete"ye manşet oldu. Hürriyet'e göre
işin içinde başka iş var. Ama öyleyse niye o başka iş değil de birtakım
seviyesiz suçlamalar öne çıkarılmış? Hem Hürriyet niye böyle birdenbire
"bütün tarafların görüşünü yansıtmak" falan gibi hiç âdeti
olmayan işlere kalkışmış? Ve en önemlisi: "Sarstı", "böldü"
denen "Salkım Hanım" diye biri mi var ortalıkta?
TIKLAYIN
Sözde
yenilikçilik propagandası, Hürriyet'in manşetinde
Atlayın beyaz arabaya o zaman!
Hürriyet gazetesi, Ankara'nın Yenişehir Belediyesi'nden
sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin de beyaz cenaze arabası kullanma
kararını manşetinden duyurdu. Yani bu gazeteye göre, o günün dünyada
ve Türkiye'de en önemli olayı buydu. Evet, bu ilginç olay haber
olmayı hak ediyor. Peki ya manşet olmayı? Asla! Niye
manşette o zaman? TIKLAYIN
Serdar
Turgut Medyakronik eleştirisi: Biraz ayıp olmadı
mı?
Özkök'ün elektrikli testeresi
Hürriyet köşeyazarı
Serdar Turgut, Medyakronik'i eleştirdiği ve bizim alaycılık
yeteneğinden yoksun, darkafalı fanatikler olduğumuzu
ileri sürdüğü bir yazı yazdı. Turgut,
"içimizde birikmiş öfkeyle" yazılar
yazmaya başladığımızı, "öfkemizin
hedefinin genellikle Hürriyet ve sık sık da Ertuğrul
Özkök olduğunu", Özkök hakkındaki
yazıları yazanın "her defasında öfkeyle
yazdığını ve yazının eleştiri
olmaktan çıkıp karakter suikastına dönüştüğünü"
iddia etti. Serdar Turgut'un yazısı pek çok önemli
konuyu açıklığa kavuşturmamıza imkân
veriyor. Bu nedenle, kendisine uzun uzun cevap vereceğim.
TIKLAYIN
Medyakronik'ler
falan olmasın, âlemin kralları rencide edilmesin
Şimdi de ikiyüzlü ilân
edildik
Serdar Turgut eleştiri kapısını
"azıcık akılları yok"tan, "Kızıl
Khmer"likten, "Taliban"lıktan açmıştı
zaten. Şimdi eleştiriyi bir tür imha ve yok sayma
raddesine vardırmasına şaşırmamak lâzım.
Medyakronik'i eleştirmenin veya "doğru yola"
yöneltmenin yöntemi basit: Yolluyorsun eleştiriyi,
yayımlıyoruz. Turgut'un bizi kendi sayfamızda eleştirme
şansı bile varken İkitelli sırtlarından
havantopuyla girişmesi size de ilginç görünmüyor
mu? Sakın bunlar da "birikmiş kin"lerin sonucu
olmasın? Sübyancılık kötü, ama yetişkinlerin
yetişkinlere reva gördüğü bazı şeyler
de daha az kötü değil. TIKLAYIN
Okuma
parçası
Kartal öter vizyon... n'olur..?
Yazar gittiğinde Özal Okluk Koyu'nda bilgisayarının
başında oturmaktadır. Yazara American eagle'ı öttürür. Bu, Türkiye'nin
vizyona kavuştuğu büyülü andır... TIKLAYIN
Dünya varoşlarının
"büyük gazete"si
Hürriyet'e göre BBC, Ogün Temizkanoğlu'nun
adı doğru telaffuz edilsin diye "özel birim"
kurdu. İşin kötüsü, BBC'nin gerçek
niyeti de Hürriyet'in haberinden anlaşılıyor.
BBC falan, bizim medyanın o kadar uzağında ki...
TIKLAYIN
|