MEDYANIN İKTİDAR TUTKUSU

Seviyoruz, tapıyoruz, yeter ki üstte olsun, zengin olsun...
Hürriyet, "Zirve"nin gazetesi

 

"Büyük gazete" Hürriyet'e göre (24 Temmuz), G-8 Zirvesi liderleri, "yoksul dünyaya bol bol mesaj dağıttılar ve yoksulların da global ekonomiden pay alacağına söz verdiler." Hürriyet, zirvenin sonuç bildirisinde yoksullardan bunca sözedilmesini, "Cenova'yı birbirine katan globalleşme karşıtlarının yoğun baskısı"na bağlıyor. Böylece muhaliflerin hakkını teslim etmiş olma rizikosunu da şu sözle ortadan kaldırıyor: Liderler, yoksulların global ekonomiden pay alması vaadi ile, "global ekonomiden dönüş olmadığı mesajını da vermiş oldular."

Dünyanın en zengin ülkelerinin siyasî liderlerinin "dönüş yok" mesajı vermesi... Bu ifade başlıbaşına ilginç. Hürriyet (sanıyorum ki aslında genel yayın yönetmeni), bu "global ekonomi" meselesini de "popülizme taviz" tehlikesi ile bağlantılı olarak ele alıyor.

Nitekim, 23 Temmuz'da gazetenin arka sayfasına manşet olan Cenova haberinin ("Göstericilere kanlı baskın") spotunda da şöyle deniyor: "G-8 zirvesinde bir ıtalyanın ölümüne yolaçan ıtalyan polisi, tepkilere rağmen protestoculara taviz vermedi, gece yarısı da merkezlerini basarak 50 kişiyi gözaltına aldı."

(Ölen gösterici ıtalyan mıydı? Bunu geçiyoruz.)

"Taviz" kavramının özel anlamı

Bu "taviz" kavramı, zirveye yakın durmayı seçenlerin ağzında hayli zengin bir anlam kazanıyor. ılkesel bir önemi bile olabilir. Acaba bu kavramın bu şekilde kullanılırken kazandığı anlamı, "alttakilerden gelen her türlü sese kulak tıkamak" olarak tercüme edebilir miyiz?

Hürriyet, zengin ülke liderlerinin sonuç bildirisinde yoksullardan sözetmesini göstericilerin "yoğun baskısına" bağlıyor, dikkat ettiyseniz. Sonuç, "bol bol mesaj" dağıtılması olmuş. Yani, liderler, baştakiler, zirvedekiler, bu işleri bilenler, yoğun baskıyı "mesaj dağıtarak" yatıştırmışlar, ama aslında "taviz yok", "dönüş yok".

Hürriyet'i yönetenlerin dünyayı kavrayış tarzı insanı bazen hakikaten endişeye düşürüyor. Batılı siyasî liderlerin siyaseti, ekonomiyi nasıl gördüğünden haberdar mı Hürriyet'i yönetenler? Şüpheli.

Endişenin ötesine geçmemize yolaçan ise, Hürriyet'in kavrayışındaki bunca eksik gediğe rağmen taraf tutmaktaki ısrarı. Dünyada şimdiye kadar, zengin ülkelerin tarafını tutmak diye bir taraftarlık tarzı icat edilmemiştir herhalde. Kapitalizmden yana olmak falan anlaşılır da, zengin ülke liderlerinin janti pozlarının üstüne "söz veriyoruz" diye sayfa manşeti çekmek, geniş bir psikolog-psikiyatr ekibinin uzun süre çalışmasını gerektirir.

Hürriyet nerenin gazetesidir? Bu durumda, Türkiye ölçülerini aştığı, kendini dünyanın zirvesindekilerin gazetesi olmaya aday gördüğü açık. Acaba bu tutum birtakım kişisel özlemlerin de mi ifadesi? Bilemiyoruz, kestiremiyoruz.
En kötü tarafı da ne, biliyor musunuz, komik de değil bu hal.




PENCEREYİ KAPAT