|
"UFO gördüm" diyen askerse gazeteciye inanmak
düşer
Yoksa UFO gelir, ona göre!
"Büyük gazete" Hürriyet, Genelkurmay'ın
bu memlekette kimin borusunun öteceğini cümla âleme hatırlatan açıklamasını
manşetten, başka bir haberiyse sürmanşetten, ama birinci sayfanın
yarısını ayırarak verdi. Bu sürmanşetin manşeti bile ezdiği ilk
bakışta fark ediliyordu.
Sözkonusu haber, Çandarlı semalarında eğitim uçuşu
yapan bir pilot üsteğmenin UFO gördüğünü bildirmiş olmasıydı. Hürriyet
yayın yönetimi, bu olayı niye bu kadar büyüttüğünü açıklaması gerektiğinin
bilincinden olduğundan, şu ayrıntıyı hem altbaşlıkta hem ayrıca
patlangaç koyarak vurgulamıştı: UFO meselesi, "...resmî askerî
rapora girdi".
Hürriyet'in UFO haberini tam da bugün bu şekilde
büyütüşünün anlamı üzerine konuşacağız. Ama önce bakalım, "büyük
gazete" bize bu haberi ne tür ifadelerle aktarmış. Sıralıyorum:
Kendileri görmüş gibi...
"Üsteğmen İlker Dinçer, kalkıştan
kısa süre sonra bir UFO gördü..."
"...uçağın dümenini karşısında duran UFO'ya doğru kırdı..."
"UFO... sağ kanadına doğru hareketlendi..."
Bunlar birinci sayfadan. ıçeriden de alalım:
"...iki pilot UFO'yla karşılaştı..."
"...pilotla UFO arasında it dalaşı yaşandı..."
"...it dalaşı, UFO'nun birdenbire müthiş bir hızla gözden kaybolmasıyla
son buldu..."
Bu ifadelerde en küçük bir şüphe kırıntısı var mı?
Hayır. Oldu, bitti, yaşandı... Oysa, bırakın "UFO görme"nin
dünya üstündeki yaygınlığını ve pek çok vakada "görülenin"
bir halüsinasyon olup olmadığının belirlenemeyişini, bizzat Hürriyet'in
haberinde, "yaşananı" gayet şaibeli kılan şu ayrıntı var:
Pilot, üsse UFO'yu bildiriyor, ama piotun uçağının
çevresinde ikinci bir cisim saptanamıyor!
Demek ki haber nedir? Şu: Bir askerî eğitim uçağındaki
iki kişi (ısteğmen ılker Dinçer ve deniz pilot teğmen öğrencisi)
UFO gördüklerini ileri sürmüşler.
Bu, her yıl onlarca örneği yaşanan tipik bir 20-21.
yüzyıl sendromudur. Gazeteye haber, elbette olabilir, ama bir ülkede
genelkurmayın herkese posta koyduğu bir gün o ülkenin en büyük gazetesinin
ilk sayfasının yarısını kaplayacak bir haber asla olamaz.
Şimdi bunu "sansasyon merakı" vs. ile
açıklamaya kalkışacak safdiller olabilir. Bir gazetecilik sorumsuzluğu
olarak görenler de çıkabilir. Haklı, ama kifayetsiz kalırlar.
"Gördüm" diyen asker olunca...
Ortada gerçekten korkunç bir durum var. Basit çıkarsamalar
yapalım:
Askerî üssün de saptayamadığı bir UFO ihtimali
nasıl bu kadar rahatlıkla koskocaman bir haber haline getirilebilir?
Çünkü UFO'yu gördüğünü ileri süren, sadece iki kişi var ortada.
(Aslında ikincisinin ne dediğini de bilmiyoruz.)
Evet, bu büyük bir haber yapılabilir, çünkü UFO
gördüğünü ileri süren, bilmemne partisinin şu ya da bu beldedeki
teşkilâtından bir beyaz eşyacı değil, bir üsteğmendir! ıddia sahibinin
asker oluşu, iddianın ciddiye alınabilirliğinin kanıtı sayılmaktadır,
gazetecilere göre. Ve tabiî okurların çoğuna göre de.
Kim kurtaracak sizi UFO'lardan?
ıkincisi ve herhalde daha önemlisi, gazetenin büyüttüğü
şeyin bir "UFO gördüm" hadisesi olmayıp, "Türk jetiyle
it dalaşı" olmasıdır. Lafı hiç uzatmadan, bunun tam da bugün
böyle yapılmasının anlamı hakkında konuşayım: "UFO'lara karşı
bizi koruyacak olan kimdir sanıyorsunuz?" diye soruyor Hürriyet,
bu haber tercihi ve bu sayfa düzenlemesiyle. "Mesut Yılmaz
falan mı? Şu ulusal güvenlik meselesine takılıp da ordumuzun gücünü
kırmaya çalışanlar mı?"
Hürriyet'in 8 Ağustos tarihli birinci sayfası,
bu soruya verilmiş bir cevaptır. Gazeteciliğin hangi ince yöntemlerle
zihnimize neler edebileceğinin bu kadar mükemmel bir örneği şimdiye
kadar ortaya konmamıştı. Sağol Hürriyet! Ra-hat!
NOT: 9 Ağustos'ta (ertesi gün) Milliyet'te yeralan
bir habere göre, "Hava Kuvvetleri olayı aydınlattı". Milliyet'in
haberi "Pilotumuz kuşu UFO sanmış" başlığını taşıyor.
Hava Kuvvetleri yetkilileri, "Radar tesbit edemediyse kuş veya
balondur" açıklaması yaptı.
|