| Sabah
gazetesi yazarı Okay Gönensin, 27 Ağustos'taki yazısında, ABD
Profesyonel Gazeteciler Derneği'nce belirlenen "etik ilkeler"i
özetledi. Bizim basının bunlara ne kadar uyduğuna bakmak için
fırsat. Bu ilkeler ışığında basınımızın yaklaşım ve uygulamalarını
ele alacağız. Dört dersimiz var. Amacımız medya sefaleti manzarası
çizmek değil, işin yanlışından hareketle doğrusuna yaklaşmak.
Çerçeveyi epeyce geniş tutacağım. Böylece, hep hayal ettiğim
türden bir iş de yapmış olacağım. Bende başkalarının işine yarayacağını
zannettiğim birşeyler varsa bunları paylaşmak isterim. Öyle
görünüyor ki, iletişim fakültelerinde, gazetecilik okullarında
iğneyle kuyu kazmaya çalışan sınırlı sayıdaki öğretim elemanı
ve medyada her şeye rağmen gazeteciliğin meslek olarak onurunu
korumaya uğraşan birkaç insan dışında kimse, bu işle ilgili
genel ve temel yaklaşımların derli toplu sunulmasının gereğini
düşünmüyor. O zaman ben yapmaya çalışayım. Hem bu iş internette
yapılınca, herkesin yazıları çekme, basma, biriktirme şansı
da var. |
İLK
DERS
Sorunun kaynağı
"kuşku"yu terk etmekte
İlke:
"Gazeteciler, tüm kaynaklardan elde edilen bilgilerin doğruluğunu
araştırmalı ve dikkatsizlikten kaynaklanan hatalardan kaçınmak için
çaba göstermelidirler. Bilinçli çarpıtmalara asla izin verilemez."
Oysa Türk basını, polis-devlet kaynaklı haberlerde tamamen "kuşku"dan
arınmış, "doğruluk araştırma" kaygısından sıyrılmış, sorumsuz
bir yayıncılık yapar. TIKLAYIN
İKİNCİ
DERS
"Cevap
hakkı" mı, o da ne?
Gazete veya TV kanalı, bir
tek haberle bir insanın hayatını söndürebilir. Bunu biliyoruz, örnekleri
çok. Son vahim uygulamayı ızeyir Garih cinayetinin ardından izledik.
13 yaşında bir çocuğu hep beraber linç ediyorduk az kaldı... ıkinci
dersimizin konusu, ABD Profesyonel Gazeteciler Derneği'nin şu ilkesi:
"Gazeteciler, haberlere konu olan kişilere, kendilerine ilişkin
suçlamalara yanıt verme fırsatı sağlamak için gayretli bir şekilde
ulaşmaya çalışmalıdırlar." Bu, gazetecilikle ilişkisi olmayan
pek çok insanın da bildiği, son derece basit bir ilke. Bütün toplumun
etrafında olup bitenleri öğrendiği bir bilgi tekeli konumundaki
medyanın, sahip olduğu gücü kötüye kullanmasını önlemenin en önemli
yollarından birine buradan ulaşılıyor. TIKLAYIN
ÜÇÜNCÜ
DERS
Bana
kaynağını söyle...
Şimdi de konu "kaynak"
sorunu. Tam da Üzeyir Garih cinayeti soruşturmasına ilişkin haber
fiyaskolarıyla aptala dönmüşken bu konuyla ilgilenmek belki sağduyumuzu
biraz olsun tedavi eder, kendimizi koruma reflekslerimizi geliştirir.
TIKLAYIN
DÖRDÜNCÜ
DERS
Bağırma,
çağırma, şişirme, uydurma!
ABD Profesyonel Gazeteciler
Derneği'nce oluşturulan "etik ilkeler" ışığında basınımızın
vaziyetini ele almayı ve yanlışlardan hareketle işin doğrusu hakkında
düşünmek için zemin hazırlamayı sürdürüyoruz. Bu derste ele alacağımız
konular, daha çok sunuşa ilişkin icraatımızın ne kadar evlere şenlik
olduğunu, yanlış yöne at koşturduğumuzu gösterecek. Bu sefer konularımız
çeşitli, yazımız uzun. TIKLAYIN
|