Basın da süsleyip püsledi

 

Ve sonunda, işin trajikomik kısmına geldik. Bütün bu dolaplar çevrilirken Amerikan medyası ne yapıyormuş? Tonkin Körfezi olaylarını araştırırken rastladığım kaynaklarda geçtiği kadarıyla aktaracağım. Özellikle o günlerin gazetelerini arayıp tarama gibi işler yapmadım. Çünkü, ilkin, elimdekiler yeterli. İkincisi, siz hemen buradakilerin bugünlerde gazetelerde gördüğünüz başlıklarla, spotlarla paralelliğini tesbit edecek ve bütün muradımı bir çırpıda anlayacaksınız.

Şunu belirtmek bir vicdan borcudur: Amerikalı gazeteciler Vietnam Savaşı'nın özellikle ilk yıllarında tamamen genelkurmay gazına ve CIA dolduruşuna gelerek yayın yapmalarına rağmen, sonradan aralarından çok cesur, olağanüstü sorumluluk ve vicdan sahibi insanlar çıktı ve bunlar Vietnam'daki ABD varlığının meşruiyetinin sorgulanmasını sağlayan baş aktörler oldular. ABD'de giderek yükselen ve savaşa son verilmesini sağlayan barış hareketi, bu gazeteciler olmaksızın gelişemezdi. Şimdi, Amerikan medyasının Tonkin Körfezi olayları sırasında yediği haltlardan bahsederken, o yürekli meslektaşlarımıza hürmetlerimizi göndermek borcumuzdur.

Kendilerinden ne kadar eminler...

Şimdi buyuralım gazetecilik mesleğinin Ağustos 1964'te kılınan cenaze namazına. (Gazetecilik, cenaze namazı pek çok kereler kılınabilen tek varlıktır.) Washington Post, 5 Ağustos 1964 günü, Tonkin Körfezi'nde olanları manşetinden nasıl duyurmuş okurlarına, bakın:

"Amerikan uçakları, destroyerlerimize ikinci saldırıdan sonra Kuzey Vietnam'ı vurdu; yeni saldırıları önlemek için harekete geçildi."

"İkinci saldırı"dan ne kadar rahat bahsediyor? Tıpkı New York Times kadar rahat:

"Tonkin Körfezi'nde Amerikan destroyerlerine saldırının tekrarlanması üzerine Başkan Johnson savaş gemilerine ve Kuzey Vietnam'daki çeşitli destek tesislerine karşı misilleme emri verdi."

Ama ikisi de Los Angeles Times kadar olamıyorlar, çünkü belli ki o sırada kendini vazife aşkına kaptırmış olan bu gazete, Amerikalıları, "komünistlerin, uluslararası sularda seyreden Amerikan gemilerine saldırmakla düşmanlıkları şiddetlendirdiği gerçeğiyle yüzleşmeye" çağırmış, yemeyip içmeyip.

Deniz savaşı olmuş, haberimiz yok

Saygın Time dergisi, anca 14 Ağustos'ta el atabilmiş hadiseye; ve döktürmüş hikâyesini:

"En az altı taneydiler; Rus yapımı Svatov hücumbotları..."

Life'ın da (14 Ağustos) ondan geri kalmayacağını tahmin edersiniz:

"Gece 22.15'te, Maddox birçok torpilden kaçmayı başardı ve kendisine saldıran botlardan birini batırdı."

Newsweek'siz olmaz herhalde (17 Ağustos):

"Torpiller vızır vızır geçiyordu, bazıları destroyerin direklerinin 30 metre uzağından. Bir hücumbot alevler içinde kaldı ve battı."

O gece bu uydurulanların yaşanmış olması gereken yerde bulunan pilot James Stockdale, kitabında, medyanın olayı bir "büyük deniz savaşı" haline getirmesinden yakınmakta haksız mı?

Peki, Amerikan basını niye böylesine âlet etmişti kendini hükümete? The War Within: America's Battle Over Vietnam kitabının yazarı Tom Wells'e göre, ilk neden, medyanın genellikle kaynak olarak resmî yetkililere bağımlı oluşu. İkincisi de, "ulusal güvenlik" mevzuları sözkonusu olduğunda resmî açıklamaları sorgulamaya gönülsüz duruşu.

Aa! Ne ayıp! Biz hiç bilmeyiz böyle şeyler!

Meğer yanlış deşifre edilmiş

Amerikan medyasının resmî kaynakları sorgulamayışının yolaçtığı manipülasyona güzel bir örnek, Tonkin Körfezi'nde aslında hiç gerçekleşmemiş bulunan "ikinci saldırı"yla ilgili bir ayrıntı. Kongre'yi ve kamuoyunu "ikinci saldırı"nın gerçekliğine inandıran "olgulardan" biri, 4 ağustos 1964 günü, ABD istihbarat servislerinin "baba"sı NSA'nın (National Security Agency), Maddox destroyerini saldırı ihtimaline karşı uyardığı bilgisiydi. E, NSA haber almış, uyarmış, sonra da, "nitekim" saldırı olmuştu. Taşlar yerli yerindeydi.

Ancak taşların başka başka yerlere ait olduğu sonradan anlaşılacaktı. 1972 yılında, NSA Başkan Yardımcısı Louis Tordella, Tonkin Körfezi olaylarına ilişkin birtakım gerçekleri açıkladı. NSA'nın 4 ağustosta (yani "ikinci saldırı" günü) Maddox'a yolladığı "saldırı tehlikesi" uyarısı, meğer 2 ağustostaki ilk saldırıya ilişkin mesajın deşifre edilmesine dayanıyormuş.

Dahası var: McNamara'nın "kesin kanıt" dediği şey, meğer Kuzey Vietnamlıların ilk saldırıda verdikleri kayıplara ilişkin telsiz konuşmalarının deşifre edilmesinden ibaretmiş.

Bunlar, ABD politikasına yön veren en üst düzeydeki insanların önüne konmuş, onlar da zaten aradıkları fırsatı bulmuş olmanın coşkusuyla her şeyi ezip geçmişlerdi.

Dönemin CIA başkan yardımcısı Ray S. Cline'ın 1984'te U.S. News and World Report'a söylediği gibi, o dönemde bu tür pek çok istihbarat yanlışları yapılmış. Ama, şekilde görüldüğü üzre, bu "yanlışlar", son derece gergin ve nâzik bir durumda olabildiğince süratli hareket etmek isterken meydana gelen kaçınılmaz tökezlemeler ve sakarlıklardan ibaret değil. Bazen yanlışlar bilinçli yapılıyor, bazen de bunlar, kamuoyundan gizledikleri birtakım politikaları uygulamaya koyabilmek için fırsat arayan politikacıların elinde, pek elverişli araçlara dönüşüveriyor.

Bu arada medya kuruluşları, kâh eline geçirdiği her bilgi kırıntısını rakiplerinden önce satabilme ihtirasıyla, kâh bile isteye, yetkililerle işbirliği içinde, yanlışlardan ve yarı-doğrulardan oluşan hikâyeler kurarak kamuoyunu olmadık yerlere sürükleyebiliyor.

"Doğruyu pekâlâ bulabilirlerdi"

The Uncensored War'ın yazarı Daniel Hallin, 1964 ağustosunda medyanın sadece resmî kaynakların kurbanı olmadığını düşünüyor. Gazetecilerin masumiyetine inanmıyor belli ki. Tonkin Körfezi olaylarıyla ilgili olarak resmî açıklamanın yanlışlığını ortaya dökecek pek çok bilgi o sırada vardı, ama bunlardan yararlanılmadı, diyor: "ılk olaydan bir gün önce, Hanoi, Laos hava kuvvetleriyle Güney Vietnam donanmasının topraklarına yaptığı saldırıları protesto etmişti. O sırada Güney Vietnam kuvvetlerinin, ABD desteği ve yönetiminde Kuzey Vietnam'a yönelik örtülü operasyonlar yürüttüğü genel olarak biliniyordu."

Wizards of Media Oz: Behind the Curtain of Mainstream News ve The Trouble With Dilbert: How Corporate Culture Gets the Last Laugh adlı kitapların yazarı Norman Solomon, Tonkin Körfezi haberlerinde hükümet tarafından yanıltılan basının daha sonra, birtakım gerçekler ortaya çıktığında, önceki haberleriyle ilgili en küçük bir düzeltme, yanlışları giderme çabası göstermeyişine takılmıştı. Kendince bir soruşturma yaptı ve sonra şunları yazdı:

"O zaman hepsini düzeltmek lâzım"

"...Bu yaz, Washington Post'un pek çok elemanına, gazetenin herhangi bir zaman, Tonkin Körfezi haberleri konusunda bir düzeltme yayımlayıp yayımlamadığını sordum. Sonunda bu soruya kesin cevap verebilen birine ulaştım. 1964 ağustosunda Washington Post'ta çıkan Tonkin Körfezi haberlerinin çoğunu yazmış olan Murrey Marder, 'Herhangi bir düzeltme yapılmadığı konusunda sana teminat verebilirim,' dedi. 'Eğer bir düzeltme yapılacaksa, pratikte, Vietnam Savaşı hakkında herkesin yazdığı her şeyi düzeltmek gerekecek.' Marder, Kuzeylilerin meşhur Tonkin Körfezi saldırısından önce, ABD destekli Güney Vietnam donanmasının Kuzey Vietnam kıyıları boyunca uzanan adaları topa tuttuğunu hatırlıyordu. Ama propaganda makinesi var gücüyle işlemeye başlamıştı: 'Ben muhabir olarak herhangi bir şey yapamadan, Washington Post Tonkin Körfezi Kararnamesi'ni basmıştı bile.' Tonkin Körfezi ile ilgili haberlerin 'tamamı Beyaz Saray tarafından yönlendirildi', diyor Marder. 1946-1985 yılları arasında Washington Post'ta muhabirlik yapan bu tecrübeli gazeteci, 'Bu bir operasyondu,' dedi. 'Kamuoyunun bilinçli bir şekilde yönlendirilmesiydi...

Amerika'nın savaşa doğrudan girmesini meşrulaştıracak, Tonkin Körfezi Kararnamesi diye anılacak kararın aylar önce tasarlanmış olduğunu hiçbirimiz bilmiyorduk tabiî ki.' Marder şunları ekledi: 'Eğer Amerikan basını ve Kongre kendi işlerini doğru düzgün yapsalardı, Vietnam Savaşı'na girmiş olmazdık.'..."

Johnson hükümetinin bilinçli taktikleri, basının şüphecilikten uzak, sorumsuz davranışı veya gönüllü katılımı ile yaratılan skandaldan otuz yıl sonra, Körfez Savaşı sırasında, köşeyazarı Sydney Schanberg, gazetecileri "Lyndon Johnson bizi kendi fabrikasyonu Tonkin Körfezi olaylarıyla bombaladığı zaman nasıl bir soru sormazlar ve yumuşak başlılar korosu haline geldiğimizi unutmamalıyız" diye uyarıyordu. Schanberg sadece basını değil "geniş Amerikan kamuoyunun bariz unutkanlığını" da eleştiriyordu. Şöyle ekliyordu: "Biz Amerikalılar mutlak masumlarız. Her zaman hükümetin bize bu sefer doğruyu söylediğine inanmak için yanıp tutuşuyoruz."

Ben de, hiç mi hiç üstüne vazife değilken gönüllü olarak kendini psikolojik savaş faaliyetlerine angaje eden Türk medyasına maruz kalanlardan biri sıfatıyla, şunu sorarak bitireyim: Peki, biz niçin yanıp tutuşuyoruz?

 
 
B İ T T İ
Tonkin Yalanı dizisi burada bitiyor. İlk bölüme dönmek isterseniz link hemen aşağıda.

 

YARARLANILAN KAYNAKLAR

* Prof. Edwin E. Moïse, "The Tonkin Gulf Incidents of 1964"

* Kim Weitzman, "The Relevance of the Tonkin Gulf Incidents:
U.S. Military Action in Vietnam, August 1964"

* Jeff Cohen & Norman Solomon , "30-Year Anniversary: Tonkin Gulf Lie Launched Vietnam War", Media Beat, July 27, 1994

* John F. McManus, "The Phantom Tonkin Attack", reprinted with permission from THE NEW AMERICAN magazine, October 24, 1988

* Johnny Farrell, "To Start A War: The Tonkin Gulf Incident and the Start of the Vietnam War"

* The Avalon Project at the Yale Law School, "The Tonkin Gulf Incident; 1964", "President Johnson's Message to Congress", "Joint Resolution of Congress H.J. RES 1145"

* Captain Ronnie E. Ford, "New Light on Gulf of Tonkin"

* The American War Library, "Notes On The Gulf Of tonkin Incident"

*"Account of the Tonkin Gulf Incident", USS TICONDEROGA CVA/CVS-14 uçak gemisi için hazırlanan web sitesi

*"The Gulf of Tonkin Incident"

 
Onlar orada ne yapıyorlardı gizli gizli?