|
28
subay yerine bir tek sanık
Vietnam'da, bol Vietkonglu Quang Ngai
bölgesinde görev yapıp terhis olmuş er Ronald Ridenhour'un
29 Mart 1969'da, Washington'da öndegelen 30 insana postaladığı
mektup, ABD ordusunun en üst düzeyde soruşturma kararı
almasına yolaçmıştı. Mektup, kimi Kongre üyeleri dahil,
Washington'da pek çok insanın elindeydi. Felaketin kamuoyuna
yansıması an meselesiydi. Pisilğin üzerine örtülmüş
kumu eşelemek zorunlu hale gelmişti.
Soruşturma General Peers tarafından
yürütülecekti.
 |
|
| |
 |
| Charlie
bölüğü komutanı Yüzbaşı Ernest Medina (üstte), My
Lai katliamından hüküm giyen tek subay, Teğmen William
Calley (altta). |
Bu arada, ordunun Kriminal Soruşturma
Bölümü (CID) de bir soruşturma yürütmekteydi. Ancak
ordunun normal prosedürü içerisinde örtbas etme ve geçiştirme
işlemleri mükemmelen sürdürülebiliyordu. Charlie bölüğünün
komutanı Yüzbaşı Ernest Medina, 100 sivilin öldürüldüğü
yollu sözler üzerine kendisini çağırıp bilgi isteyen
bir üstüne, My Lai'daki operasyonda 20 ile 28 arasında
sivilin makineli mermisi veya top ateşi ile öldüğünü
söylemişti. Üstü de "iyi" deyip geçmişti anlaşılan.
Bir ay kadar sonra, 11. Piyade Tugayı komutanı General
Oran K. Henderson'un hazırladığı raporda, 20 sivilin
"istenmeden öldürüldüğü" bilgisi yeraldı. İş "münferit vakalar" felsefesine pek uygun
olan bu göstermelik raporlarla falan kapatılacaktı onlara
kalsa.
Ancak General Peers'inki sahici bir
soruşturma oldu. Bu soruşturma sırasında 400'ü aşkın
tanık dinlendi, toplanan ifadeler 20.000 sayfadan fazla
tutuyordu. 14 Mart 1970'te Peers raporunu açıkladı.
Peers raporu, 16 Mart 1968 günü yaşanan
vahşetin ayrıntılı hikâyesini içeriyordu. İşlenen suçlar,
yaralamadan öldürmeye, işkenceden tecavüze, maaşaallahtı.
Soruşturmanın hemen başında Teğmen
William Calley ismine ulaşılmış ve bu subay ABD'ye geri
çağırılmıştı. 1969 eylülünde Calley 109 sivili öldürmekle
suçlanıyordu.
Raporda aynı zamanda, Tugay Komutanı
Albay Henderson ile katliama yolaçan harekâtın komutanı
Yarbay Frank Barker'ın işlenen savaş suçuna dair temel
bilgilere sahip oldukları fakat hiçbir şey yapmadıkları
da belirtiliyordu.
General Peers, My Lai katliamıyla ilgili
olarak 28 subayın yargı önüne çıkarılması gerektiği
sonucuna varmıştı. İki subay da, katliamın örtbas edilmesine
yardımcı oldukları için yargılanmalıydı, Peers'in raporuna
göre.
Ama ABD ordusu, katliam yapan mensuplarına
böylesine kıymayı göze alamadı. Bizdeki Memurin Muhakemat
Kanunu'na benzer hükümlerin arkasına saklanan ordu hukukçuları,
sadece 14 subayın yargılanmasına cevaz verdiler. Bunlardan
da sadece bir mahkeme önüne çıktı ve ceza aldı.
My Lai katliamını fiilen gerçekleştiren
askerlerin macerası da böyle mutlu sonla bitti. Ordunun
soruşturmasında, 30 askerin ciddî suçlar işlediği belirlendi.
Bunlardan 17'si ordudan ayrıldı ve yargılanmaları gereği
ortadan kalkmış sayıldı, haklarındaki davalar sessizce
düşürüldü. Gerikalanları da ya davalarının düşmesiyle
ya da suçsuz bulunarak yırttılar. Yırtmaları sağlandı.
Sonuçta sadece Teğmen Calley ceza aldı.
Ağır işlerde çalıştırılarak ömürboyu hapsedilmesi kararlaştırıldı.
Askerî cezaevine kondu.
Fakat bu sefer de Başkan Nixon devreye
girdi. "Vatan için kurşun atan da yiyen de..."
makamından. Başkanın şahsî yetkisini kullanmasıyla Calley
üç gün sonra serbest bırakıldı. Sonraki üç yılı, Georgia'da,
Fort Benning'de ev hapsinde geçirdi. Bu arada cezası
da ömürboyu hapisten 10 yıl hapse çevrildi. 1974'te,
cezasının üçte birini çekmiş olduğundan serbest bırakıldı.
Bir kuyumcunun kızıyla evlendi, kuyumculuk
yapıyor. Fotoğrafını çekmeye kalkan olursa yüzünü kapatabilsin
diye hep yanında bir şemsiye taşıyor. Normal zamanda
da kapatması daha münasip olmaz mı?
|