BÖLÜM
1
Dostlar
arasında bir geminin lafı mı olur?
ABD devleti, bir
tek vatandaşına zarar gelse ortalığı birbirine katar;
böyle biliriz. Zaten şimdi de sırf bu sebeple dünyayı
uzun bir savaşa sürüklemeye hazırlandığını iddia ediyor.
Ancak, tarihten pek çok yaprak gösteriyor ki, ABD, vatandaşlarını
kimin niye öldürdüğüne göre, bazı saldırılara karşı
tepkisiz kalabiliyor, bunları gizleyebiliyor. Size aktaracağım
olayı eğer siz de benim gibi yeni öğrenmekteyseniz apışıp
kalacaksınız. Bu hizmetimin bir yararı daha olacak.
Şu konularda zihin açacak: Başlıca mevzu "terörizm"
ya, bu kavram uluorta kullanılıyor, herkes canının çektiğini
içine sokup çıkarıyor. Acaba devletlerin bazı işleri
de "terörizm" maddesinden yargılanabilir mi?
Gizli operasyonlar, işkence, vs. "olağan"
devlet terörü uygulamalarını kastetmiyorum; bir devletin,
ordusuyla, emir-komuta zinciri içerisinde yaptığı bir
iş "terör eylemi" olabilir mi, soruyorum.
Konumuz, Amerikan istihbarat gemisi USS Liberty'nin
uğradığı saldırı. Bugüne kadar titizlikle örtbas edilen
bir olay. Önce yumuşak bir giriş yapıyoruz, sonraki
bölümlerde, kaynağından ayrıntıları boca edeceğim ortaya.
Dudak uçuklatacak cinsten bir hikâye. Haydi, bakalım!..
TIKLAYIN
BÖLÜM
2
Filmimizin
adı, "Başkanın Seçimi"
USS Liberty saldırıya uğradığında USS
America gemisinden uçak gönderilir gönderilmesine. Hem
de iki defa. İki defasında da geri çağrılır. Washington'un
emirleriyle. Birinde dönemin Savunma Makanı McNamara,
ötekinde bizzat başkan Lyndon Johnson, Amerikalıların
hayatından daha önemli birşeyler bulunduğu görüşündedir.
TIKLAYIN
Kongre
nedense soruşturmuyor
USS Liberty'nin başına gelenlerin sır
olarak kalması için ABD yönetiminin özel çaba harcadığı
açık. İşin ilginci, buna Kongre de katılıyor. Olay soruşturulmamış,
soruşturulmuyor. Bugün, "Artık çok zaman geçti," deniyor.
Oysa o sırada çok yakında bulunan Amerikan denizaltılarının
her şeyi görüntülemiş olması ihtimali var. TIKLAYIN
BÖLÜM
3
"Pearl
Harbor kadar kaza"
Bu sefer, International
Journal of Intelligence and Counterintelligence
dergisindeki (isme dikkat!) bir yazıdan, USS Liberty'nin
başına gelenlerle ilgili ayrıntıları öğrenelim. İsrail,
"bayrağı görmedik" dedi, bayrak vardı. "Mısır gemisi
Al Kuseyr ile karıştırdık" dedi, böyle bir karışıklık
imkânsızdı. Liberty'nin o dönem için ultramodern sayılabilecek
antenleri vardı, ismi yazılıydı, bütün standart işaretleri
taşıyordu. "Savaş koşulları için belirlenen süratten
daha fazlasıyla gidiyordu" dedi, bu da imkânsızdı, geminin
azami sürati bu kadar değildi, "karıştırdık" dedikleri
Mısır gemisininki daha da düşüktü! Hem zaten o geminin
o sırada İskenderiye'de bağlı olduğu anlaşıldı sonradan.
İsrailli yetkililer daha pek çok bahane öne sürdüler,
hepsinin geçersizliği kanıtlandı. TIKLAYIN
BÖLÜM
4
"Sesimizi
kimse duymuyor"
Bu bölümde, yine birinci elden tanık
ağzından, İsrail'in USS Liberty'ye niye saldırmış olabileceğine
ilişkin bir başka görüşü öğreneceğiz. Bu görüşe göre
İsrail'in işlediği ciddî bir savaş suçunu gizleme çabası
var ortada. Zaten, bizzat USS Liberty'ye saldırı sırasında
da birkaç ayrı savaş suçu işlenmiş bulunuyor. Daha beteri,
Liberty'ye yardıma giden uçakların geri çağırılmasıyla,
ABD askerî yasalarına göre de suç işlenmiş. 1967'den
bu yana suçluların cezalandırılması için seferber olan
Liberty mürettebatından James M. Ennes Jr., George Orwell'in
Hayvanlar Çiftliği'ndeki ünlü sözü hatırlatıyor: Bütün
hayvanlar eşittir ama bazıları daha eşittir. Bu, ülkeler
için de geçerli galiba, diyor. TIKLAYIN
BÖLÜM
5
Sağ
kalanlara "sus" emri
Sakın ola ki, USS Liberty "davasına"
sadece bu gemide o dehşet anlarını yaşayıp da sağ kalmış
denizcilerin sahip çıktığını sanmayın. ABD'nin bir yandan
da kendini başka pek çok ülkeye göre üstün kılan birtakım
özgünlükleri var. Devletini yurtdışında temsil etmiş
bir üst düzey diplomat, 1976'da emekli olmadan önce
ABD'nin Suudî Arabistan büyükelçisi olan James E. Akins,
meselâ, USS Liberty'nin başına gelenlerin ve özellikle
bunun örtbas edilmesinin hesabını ısrarla sormaya çalışan
bir kimse. Bu bölümde de onun yazdıklarını aktarıyorum.
Akins önceliği ABD yetkililerinin olayı örtbas etmesi
meselesine verirken, en çok, Liberty'nin imdat çağrısını
aldıktan sonra ona yardıma gönderilen 6. Filo uçaklarının
geri çağırılması üzerinde duruyor. Sahiden, trajedinin
skandal boyutunu büyüten bir etken bu. Gelin okuyalım.
TIKLAYIN
BÖLÜM
6
Madalyayı
gizlice verdiler
USS Liberty'nin başına gelenlerle ilgili
dizinin son bölümü. Geminin sağ kalan personelinin hazırladığı
siteye girmenizi, bakmanızı tavsiye ederim (http://ussliberty.org).
Yaşadıkları dehşet ve uğradıkları haksızlığı dile getirirken
sergiledikleri onurlu ve hüzünlü tavır, hazırladıkları
web sitesine de hâkim. İsraillilerin iddialarına cevap
verirken başları dik, gemi komutanına onur madalyasının
sessiz sedasız verilişindan bahsederken omuzları çökük.
Evet, 11 Eylül'den sonra hayatımızı pençeleri arasına
almaya çalışan birtakım mitosları yıkmayı umarak, sarsıcı
ve çarpıcı bir olayla uğraştık. Umarım ilginizi çekmiş,
ufkunuzu açmıştır. Son bölüm için TIKLAYIN
|