|
Sesimizi
kimse duymuyor!
Şimdi yine, saldırıya uğradığı sırada
genç bir teğmen olarak USS Liberty'de bulunan, Amerikan
Deniz Kuvvetleri'nde 27 yıl hizmet ettikten sonra 1978'de
emekliye ayrılan ve 1980'de, Assault on the Liberty
adlı kitabında USS Liberty'nin öyküsünü anlatan James
M. Ennes Jr.'a kulak vereceğiz. Toparlayıp aktaracağım
bu yazı da, The Washington
Report on Middle East Affairs dergisinde (Mayıs/Haziran
1996) yayımlanmış.
Ennes, bu zamana kadar ortaya konan
gerçeklerden, İsrail'in USS Liberty'ye yanlışlık sonucu
değil kasten saldırdığının zaten ortaya çıktığını veri
kabul ediyor ve işin "niye"siyle uğraşıyor.
Onun anlattıklarına geçmeden, şu ana kadar bu soruya
verilen iki cevabı öğrendik, onları hatırlayalım.
İlki, İsraillilerin Al Ariş kentinde
BM Barışgücü'nün Hintli askerlerden oluşan bir birliğini
imha ettiği, ayrıca bir BM barışgücü karargâhını bombaladığı,
USS Liberty'nin bu olaylara ilişkin bilgi topladığından
şüphelendiği için böyle bir saldırıya kalkıştığıydı.
İkinci açıklamaysa şuydu: İsrail, 9
Haziran 1967'de ilân edilecek ateşkesten önce, kimseye
fark ettirmeden Golan Tepeleri'ni almak için harekete
geçmeyi planlıyordu. O sırada BM ile birlikte ateşkes
sağlamaya çalışan ABD USS Liberty aracılığıyla bu harekâttan
çok çabuk haberdar olabilir, ateşkesi öne çekerek İsrail'in
Golan'ı almasını engelleyebilirdi. (USS Liberty'ye saldırı,
8 Haziran'da olmuştu.)
Şimdi Ennes'in yazdıklarını toparlayalım.
O dehşet dakikalarını yaşamış bir insan
olarak James M. Ennes Jr., bir defa daha, bizzat Dışişleri
Bakanlığı'nın araştırması İsrail yetkililerinin yalan
söylediğini ortaya çıkardığı halde ABD Kongresi'nin
bu olayı örtbas etmeyi yeğlediğini hatırlatarak, sitemle
başlıyor yazısına. Şöyle de sürdürüyor:
Savaş esirlerini
öldürüyorlardı
İsrail sözcüleri, bu konuda kendilerini
savunurken, hep şu soruyu ortaya atarlar: İsrail niye
böyle bir şey yapıp Amerikalı dostlarıyla ittifakını
rizikoya soksun ki?
Evet, niye saldırmış olabilir İsrail? İstihbarat analizcileri veya başkaları, genellikle,
İsrail'in ateşkesten önce Golan'ı ele geçirmeye çalıştığı,
geminin, elde edeceği bilgilerle bunun engellenmesine
yolaçabileceği öyküsünü anlatırlar. İsrail'i savunanlar
da bunu reddeder.
Oysa İsrail ve Mısır basınında yeralan
bazı bilgiler, çok güçlü bir başka ihtimalin daha varlığına
işaret ediyor.
İsrailli subayların ve gazetecilerin
görgü tanıklıklarına göre, ahlâken bütün öbür ordulardan
daha yüksek düzeyde olduğunu iddia eden İsrail ordusu,
1967 savaşında 1000'den fazla Arap esiri katletmiştir.
Tarihçi Gabby Bron, 8 Haziran 1967 sabahı İsrail askerlerinin
Sina'daki Al Ariş şehrinde Mısırlı esirleri öldürdüklerini
bizzat gördüğünü yazmıştır. Bron, Al Ariş havaalanında
150 kadar Mısırlı savaş esirinin elleri enselerinde,
yerde oturduğunu görmüş. Birkaç dakikada bir, askerler
gelip, Mısırlı esirlerden birini İsrail ordusu üniforması
giymiş iki kişinin önüne götürüyor, esir sorgulanıyormuş.
Sonra adama bir kazma veriliyor ve kendi mezarı kazdırılıyormuş.
Bron anlatıyor: "Bir adamın onbeş dakika boyunca
mezarını kazışını izledim. Sonra (İsrail askeri) polis
küreği bir kenara atmasını istedi, Uzi'sini ona doğrulttu
ve iki defa tetiğe bastı, her defasında üçer dörder
mermi attı." Bron, bu tür on infazı izlediğini,
sonra bir İsrailli albayın kendisine tabanca doğrultarak
oradan uzaklaşmasını istediğini belirtiyor.
USS Liberty civardaydı
USS Liberty bu sırada Al Ariş'e 13 mil
mesafedeydi. Şehrin camiini çıplak gözle görebiliyorduk.
Dürbünle, bazı binaları seçebiliyorduk ve eğer doğru
yöne bakmış olsak, infazları da görebilecektik.
Acaba telsizcilerimiz bu cinayetlerden
haberdar olmamızı sağlayacak birtakım görüşmeleri dinlemişler
miydi? Üst düzey İsrail subayları katilleri cezalandıracak
mıydı? USS Liberty'nin civarda olduğu ve bu kirli işlere
dair haberleşmeyi dinlediği bilgisine nasıl tepki göstermişlerdir?
Bir Amerikan gemisine saldırmayı düşünecek kadar deliye
dönmüşler miydi?
Liberty'ye saldırı
başlıbaşına suçtu
ABD Donanması Komutanlarından Walter
Jacobsen, George Washington Üniversitesi'nde akademik
çalışmalar yaptı ve Liberty'ye İsrail saldırısını hukukî
bakımdan tahlil etti. 1986 kışında, vardığı sonucu açıkladı.
Naval Law Review dergisinde. Jacobsen'e göre bu saldırı
pek çok bakımdan Cenevre Konvansiyonu'na aykırıydı ve
savaş suçuydu. Üstünde işaret bulunmayan uçakların kullanılması,
suya atılmış kurtarma botlarının taranması, uluslararası
acil yardım (telsiz) frekansının bloke edilmesi ve torpilleri
atan hücumbot komutanlarının, tamamen hareketsiz bırakılmış
ve savunmasız kalmış düşmana hemen yardım teklifi yapmaması,
ayrı ayrı, uluslararası hukuk ihlalleriydi.
Kongre ve hükümetin
meseleyi örtbas edişi
USS Liberty'nin sağ kalan personeli,
yıllar boyunca kaç defa, saldırıyı soruştursunlar diye
Kongre üyelerine başvurdu. ABD yetkilileri, 29 yıldır
bu konuda parmaklarını oynatmadıkları gibi, olayın nasıl
cereyan ettiğine dair bilgileri duymak bile istemiyorlar.
Oysa ortada bir savaş suçu var ve bir savaş suçunu soruşturmamak
da kendi başına suç. 1949 tarihli Cenevre Konvansiyonu,
bunu imzalamış olan ABD hükümetini, hükümet yetkililerine
ihbar edilen savaş suçlarını soruşturma yükümlülüğü
altına sokuyor. Bunun istisnası yoktur. USS Liberty'nin
sağ kalan personeli olarak, yıllardır o sırada bize
yapılanları ayrıntılarıyla anlatıyor ve bu savaş suçunu
hükümet yetkililerine ihbar ediyoruz. Ama şimdiye kadar
en küçük bir girişimde bulunmadılar.
Yakın zamanda, USS Liberty'nin sağ
kalan mürettebatından Joe Meadors, Kongre ve Senato'nun
etik komisyonlarına, başvurularımızı dikkate almayan
üyeleri hakkında şikâyette bulundu. Sürpriz değil tabiî,
bu şikâyetler de geri çevrildi.
Deniz Kuvvetleri'nin
meseleyi örtbas edişi
USS Saratoga uçak gemisinin kaptanı
Joseph Tully, gemimizin imdat çağrılarını alınca bir
uçak göndermiş, ama uçak Washington'un emriyle geri
çağırılmıştı. Bunun sonucu olarak jetler yanımıza ancak
bir buçuk saat sonra, 34 arkadaşımız öldükten sonra
veya ölmekteyken ulaştı. (Daha önce başvurduğumuz bir
kaynakta, USS Liberty'ye ilk Amerikan askerî aracının
-bir helikopter- saldırıdan 16 saat sonra ulaştığı belirtilmişti.
Herhalde buradaki versiyon daha doğrudur. -ük) Eğer
hemen uçak gönderilmiş olsaydı, en azından o torpilin
atılması engellenebilir ve 25 kişinin hayatı kurtarılabilirdi.
Biz sağ kalanlar, 29 yıl boyunca, başımız
sıkışırsa geleceğine söz verilmiş olan hava desteğinin
niye gönderilmediğini öğrenmeye çalıştık. Hiçbir cevap
alamadık. Deniz Kuvvetleri, yardımın gönderilmediğini
olgu olarak bile kabul etmiyor. Oysa uçak gemisi komutanlarından
biri, bize yardım etmesinin emirle engellendiğini söyledi.
Oysa askerî yargıda geçerli yasalar,
savaşta başka askerlere, araçlara, uçaklara veya silahlı
kuvvetlere yardım etmeyenlerin yargılanmasını öngörüyor.
Liberty'ye yardım gönderilmemesi emredildiğinde bu yasalar
açıkça çiğnenmiştir. Ve Deniz Kuvvetleri, bize yardım
edilmediğini kabul etmek bile istemiyor.
George Orwell 1945'te bütün hayvanların
eşit, ama bazılarının daha eşit olduğunu söylemişti.
Bu herhalde ülkeler için de geçerli.
|