| Kızıltepe cinayeti de unutulup gidecek mi? (Ü.K.)
>
21 KASIM'DAN 2004 SONUNA KADARKİ GELİŞMELER Mardin Kızıltepe'de bir baba-oğul, karanlıkta katledildi. Otopsi raporuna göre, 12 yaşındaki ilköğretim 5. sınıf öğrencisi Uğur Kaymaz'ın sağ ve sol eline 4 adet, vücudunun sırt bölgesinden 9 adet olmak üzere toplam 13 adet merminin isabet ettiği, bunlardan 9 (dokuz) tanesinin yakın mesafeden (50 cm'nin altında) yapılan atışlarla oluştuğu ve vücutta barut izlerinin olduğu, babası, 31 yaşındaki TIR şöförü Ahmet Kaymaz'ın uyluk ve sol eline 2 adet, göğüs kısmına 4 adet, sırt bölgesine 2 adet olmak üzere toplam 8 adet merminin isabet ettiği, bunlardan 8 (sekiz) tanesinin de yakın mesafeden (50 cm'nin altında) yapılan atışlarla oluştuğu ve vücutta barut izlerinin olduğu tespit edildi. Kızıltepe Cumhuriyet Savcısı, olayı incelemek için Kızıltepe'ye giden, ancak vali ve kaymakamdan randevu alamayan İnsan Hakları Derneği heyeti üyelerine, olaya ilişkin "üç boyutlu soruşturma" yürüttüklerini söyledi. Savcı bu "üç boyut"u şöyle açıkladı: "Birincisi Ahmet Kaymaz'ın örgüt bağlantısının araştırılması, ikincisi Ahmet Kaymaz'ın eşi Makbule'nin örgüt bağlantısının araştırılması, üçüncüsü ise güvenlik güçlerinin silah kullanma yetkilerinin aşılıp aşılmadığının tesbit edilmesi..." Yani özetle: 1. Bakalım bir kol mesafesi uzaklıktan sekiz kurşunla vurulan baba örgüt üyesi mi? 2. Olmayabilir. Ama eşi militan olabilir. 3. Çocuk da bu arada vurulmuş, tatsız tabiî; bakalım onları vuran, resmen silah kullanma yetkisine sahip personel bir hata işlemiş mi? Bu hunharlık hakkında ne laf etmeli? Etmemeli. Türkiye, sözün bittiği yer oluveriyor bir anda. Olmasın, bu olayın burada da bir belgesi kalsın, gerisi izlenebilsin diye, gelişmeler oldukça buraya aktarıyoruz. Eğer 21 Kasım günü Kızıltepe'de yaşanan vahşetin ayrıntılarını öğrenmek isterseniz, İnsan Hakları Derneği'nin hazırladığı, iyi niyetli ve gayretli bir araştırmaya dayanan, güvenilir raporu tavsiye ederim. Hiç değilse bir göz gezdirmek için BURAYA TIKLAYABİLİRSİNİZ. Uğur'cuğu unutmayalım. Babasını da. Onları her anışımızda, olayın hemen ardından "iki terörist çatışmada öldürüldü" diye açıklama yapan valinin olaydan sonra hâlâ koltuğunda oturabildiğini, böyle bir facia karşısında yüzlerce yıllık devlet refleksiyle "müsademe"den bahsedebilen içişleri bakanını, bir haftayı aşkın süre boyunca olayı örtbas edip edemeyeceği hususunda kararsızlık çeken hükümeti de hatırlayalım. Uğur'la babasını, kimi vurduklarını bile bilmeden delik deşik eden vicdansız ve sorumsuz "kamu görevlileri"ni bu işten sıyırmak için yapılacakları da izleyelim. Otuz yıl sonra, bir televizyon dizisine dönüştüğü zaman değil. Şimdi. Hakikisini. "Gelinim Olur musun"dan filan vakit bulabilirsek. Kızıltepe cinayeti ve sorumluları bu işten sıyırma çabalarıyla ilgili bilgilere, sayfa başındaki veya aşağıdaki linklere tıklayarak ulaşabilirsiniz. >
21 KASIM'DAN 2004 SONUNA KADARKİ GELİŞMELER |
|
|
| PENCEREYİ KAPAT |